2 Eylül 2016 Cuma

2016'ya Damga Vuran/Vuracak Kore Dizileri Part 2



Yazımızın part-2 bölümüyle karşısınızdayız.Uzun bir tanıtım yazısı yazmak isterdim ama sizlerinde bu diziler hakkında bilgi sahibi olmak için delirdiğinize eminim bu yüzden sizi daha fazla sıkmadan direkt dizilerimize giriş yapıyorum.Part-1'e ulaşmak isteyenler buraya :)




1)Entertainer/Ddanddara



Ji Sung'un Kill Me Heal Me performansından sonra heyecanla beklediğimiz bir diziydi Entertainer.

İlk bölümü çok kötü bir reyting alınca ben bu diziden ümidi kestim açıkcası.Ji Sung'dan o kadar kolay mı vazgeçtin? diyenler olabilir.Aslında Ji Sung'dan ve oynadığı diziden mükemmel bir performans beklediğim için hemen gözümden düştü dizi.

Fakat Ji Sung yaptı yine yapacağını ve sonraki bölümlerin reytinglerinde Entertainer zirveyi oynadı.

Girls Day'den Hyeri ve Cnblue'dan Kang Min Hyuk diğer oyuncularımız.

Yong Pal'daki manyak abinin sorunlu karısı da kadrodaki isimlerden bir tanesi.

Diziye yönelik yapılan yorumlardan anladığım kadarıyla izleyiciler,Ji Sung'dan çok Kang Min Hyuk'u beğenmiş. (yani Ji Sung gönüllerin birincisi de biz Kang Min Hyuk'u araya sıkıştırıverelim :)

Diziyle ilgili çok büyük beklentiye girildiği için diziyi monoton bulanlar da var,Hyeri ve Ji Sung uyumuna bayılıp diziye aşık olanlarda.Sanırım buna diziyi izledikten sonra karar verebileceğiz.

Konusu:Dizi Ji Sung tarafından kurulan bir çaylak grup hakkındadır.Hyeri ise bu grubun ana vokali ve 20'lerin başında bir kız olan karakteri canlandıracaktır.



2)Please Come Back Mister 



Yaşlı demeye bin şahit isteyen Bi Rain'in dizisi.

Rain 2015'te bir Çin dizisinde başrolü oynasa da biz onu en son My Lovely Girl ile hatırlıyoruz.

My Lovely Girl dizisi çok beğenilmemişti.Krystal ve Rain uyumu garipsenmiş,L ikinci adam konumunda olduğu için dizi çöpten farksız bulunmuştu.

Bi Rain'e eşlik eden aktrisimiz Lee Min Jung.Cunning Single Lady dizisinden hatırlarsınız.

İki başrolde aynı yaş grubunda olduğu için uyumlarının My Lovely Girl'deki kadar kasıntı olmadığını düşünüyorum.(ki bencede o dizide başrole L yakışırdı)

Ruhu bir erkek olan kadın karakterini canlandıran Oh Yeon Soo'yu Dong Yi,Medical Top Team ya da Shine or Go Crazy'den hatırlayabilirsiniz.Oyunculuğuyla dizide devleşen Oh Yeon Soo'yu yakın zamanda My Sassy Girl dizisiyle başrolde görebileceğiz.

Bir mangadan uyarlama dizi,gözüme orijinal gözüktü.Yorumları da çoğunlukla olumlu yöndeydi.

Konusu:İş delisi bir mağaza müdürü beklenmedik bir şekilde ölür ve Bi Rain'in vücuduyla dünyaya geri dönüp yarım kalan işlerini tamamlar.Fakat dünyada kalacağı zaman çok da uzun değildir.Lee Min Jung ile tanışınca,işlerin seyri beklenmedik bir hal alacaktır.



3)Cindrella and Four Knights 



Normalde bir SBS olsan bile toparlayamayacağın kadroyu tvN toparladı.Niye mi?Kanalının 10.yıldönümü şerefine.

Jung Il Woo,Ahn Jae Hyun (çiçeği burnunda :),Lee Jung Shin,Son Na Eun ve...başroldeki o kız.O kızı bilen var mı gerçekten?

Yeni keşfedilen bir yüz baş aktrisimiz.Dizinin fragmanlarını izlediğimde kız bende çok itici bir görüntü çizdi.Saçlarından da kaynaklıyor olabilir pek tabii.

Son Na Eun oyunculuğuna ayrı bir post açmak istiyorum neredeyse.Yapaylıklarını sıralasam anca o kadar edecek çünkü.

Sanırım aşık olunacak asıl erkek Jung Il Woo.Adamdan nefret ediyorum ama oyunculuğu fena değil o yüzden iyi bir performans çıkarmış olabilir.Ahn Jae Hyun'u ise Blood'dan sonra niye yardımcı role atmışlar,hala anlayabilmiş değilim.

Dizide herkes 20 yaşındaymış.Hadi Lee Jung Shin yutturur da,siz bu erkeklik akan tipinizle 20'li yaşı bize nasıl yutturacaksınız?

Konusu:Park So Dam (baş aktrist yani :) ölen annesinin isteğini gerçekleştirmek ve öğretmen olmak istemektedir.Birlikte yaşadığı üvey annesi ve üvey kız kardeşi tarafından kötü muamele gören Park So Dam bir gün rastlantı eseri tanıştığı Gök Grup'un başkanından teklif alır.So Dam Gökevi adlı bir köşkte yaşayacak ve çalışacak,bunun karşılığında da yüklü bir miktar maaş alacaktır.
Üniversiteye gitmek için para biriktiren So Dam bu teklifi kabul eder.So Dam bundan sonra Gökevi'nde Kadın Avcısı Ahn Jae Hyun,asi Lee Jung Shin,yıldız Jung Il Woo ve korumaları ile yaşayacaktır.



4)Remember 



Yoo Seung Hoo'nun ilk başrol dizisi. (aslında ilk başrolü İmaginary Cat fakat ben onu diziden saymıyorum :)

Özletmişti kendini kerata.Başrol olması da sevindirici ayrı bir etken.

Başrolü Park Min Young ile paylaşan Yoo Seung Hoo çok kaliteli bir yapıma imza atmış.

Diziyi izleyenlerin yorumları olumlu yönde.Dram yönünün ağırlıkta olması eleştirilen tek kısım.Ama her zaman romantik dizilerde izlenmiyor maalesef.

Afişi çok beğendiğimi söylemeliyim.Adamlar isteyince yapıyor demek ki.

Diğer oyuncularımız Nam Goong Min ve Park Sung Woong.Park Sung Woong'u Bridal Mask izleyenler bilir.Nam Goong Min ise Secret Hotel dizisiyle herkesi kendine bağlamıştı.

Park Min Young dizide arka planda kalmış.Çok da garipsemedim çünkü dram dizilerinde aşk hikayeleri daha geri planda olabiliyor.

Konusu:Yoo Seung Ho hipertimezi (kişinin geçmişe yönelik olaylar ve deneyimlerini normal insanlardan çok daha fazla hatta hayatının çoğunluğunu kapsayacak şekilde hatırlama durumu) hastasıdır.Babası komploya uğramış ve suçsuz yere hapse girmiştir.Yoo Seung Hoo babasının masumiyetini kanıtlamak için avukat olur.Fakat babasının masumiyetini kanıtlamaya çalışırken bir yandan da anılarını bir bir unutmaya başlar.



4)Moon Lovers:Scarlet Heart Ryeo 



Geldik benim favorilerime giren dizimize...

Başrol kadrosu baya dolu gençler o yüzden baya uzun bir yazı olabilir.

Başrol başrolü mü denir artık bilmiyorum,yaptığım saçma tanımın üçlüsü yukarıda duruyor.Lee Jun Ki,IU ve Kang Ha Neul.



Diğerleri de buradaki bebişler.

Evet yanlış görmediniz.Kadroda Baekhyun var!

Artı olarak Sassy Go Go'daki ikinci adamımız Ji Soo,Who Are You:School 2015'ten sonra gene arka plana itilmiş Nam Joo Hyuk,A Frozen Flower'da oynamış Hong Jong Hyun, ve tipini hala çözemediğim Yoon Sun Woo var.

SBS bu diziden bir başarı yakalayamazsa kesin batar benden söylemesi!

İzleme listemdeki ilk dizi.Yayınlanan ilk üç bölümünü izledim ve çok sevdim.Devamını dizi tamamlanınca izlemeyi planlıyorum. (kendimi tutabilirsem inş)

IU ve Baekhyun oyunculuğu çok eleştirilmiş.Oyunculuklarından çok oturtuldukları karakterler eleştirilmeli diye düşünüyorum.

En büyük abi Hong Jong Hyun'a aşık oldum.Nedeni ise gözüne çekilen o mükemmel eyeliner'dan.Ya da onu çeken makyöze de aşık olmuş olabilirim,her neyse...

Reytingler şuan beklenildiği gibi değil.Akıllara yer eden diziler yavaş ilerlediği için başta böyle olması normal diye düşünüyorum.En önemli örneği She Was Pretty'di zaten.

IU'yu en son hayal kırıklığı yaratan The Producers dizisinde görmüştük.Lee Jun Ki'nin ise en son draması The Scolar Who Walks The Night'tı.

Benim açımdan bu dizi yılın dizisi.İlk başta başka birine gönül vermiştim ama bu kadroyla yılın dizisi bu dizi olmazsa ne olur bilmiyorum. (gönlümü kaptırdığım ilk diziyi yeri geldiğinde açıklayacağım)

Exo üyelerinin seslendirdiği ost'a bayıldım.Bakınız:



Bonus!




Konusu:Hikaye Goryeo rejiminin erken döneminde geçmektedir.Modern çağda yaşayan 25 yaşındaki IU,güneş tutulması yaşandığı sırada zamanda geri gider ve kendini Goryeo devrinde bulur ve Wang Hanesi'nin prensleri arasındaki çatışmalar ve mücadeleler arasında kapana kısılır.Orada diğer insanların korkudan titremesine sebep olan Lee Jun Ki'ye zamanla aşık olacaktır.



Uzun bir yazı oldu farkındayım.Umarım beğenirsiniz.Adios!



Not:Bazı konular yeppuda'dan alıntıdır. 

30 Ağustos 2016 Salı

2016'ya Damga Vuran/Vuracak Kore Dizileri Part 1


Bu sene Kore dizi sektörü açısından baya verimli bir yıl oldu.Gerek zengin kadrosuyla gerekse marjinal senaryolarıyla bütün ilgiyi üzerilerine toplamayı başaran bu dizilerden bahsetmezsek olmaz dedim ve sizler için böyle bir yazı hazırladım.

Verimli derken baya verimliydi...O yüzden postumu part 1-2-3 şeklinde ayırmayı uygun buldum.

Eğer hazırsak haaaaydi başlayalım :)


1)Doctors 



Park Shin Hye'nin Pinocchio'dan sonraki dizisi Doctors.Pinocchio'yu çok sevenlerde oldu sonlara doğru saçma bir hal aldı diyenlerde.Ben diziyi yarıda bıraktığım için bu konuda bir yorum yapamıyorum...

Kim Rae Won'u Gangham Blues 1970'den hatırlarsınız.Cheese in The Trap'ın Baek In Ha'sı ile Pinocchio'nun şizofren abisi kadrodaki diğer oyuncular.

İlk afişi gördüğüm sıralar Kim Rae Won'u çok yaşlı bulmuştum.Shin Hye ile de aralarındaki 9 yaş farkta cabası.Fakat fragmanları izleyince,adamın oppa karizmasından çok olgun adam karizması çizdiğini fark ettim.

Dizi yeni tamamlandı.Ben de bu aralar dizi arayışları içerisindeyim.Umarım uygun bir zamanda başlayabilirim.

Konusu:Park Shin Hye,çocukluğunda zorlu bir yaşam sürmüştür.Dövüşme konusunda gangsterlere taş çıkartan Shin Hye aynı zamanda üniversiteye girer.Zorlukların üstesinden gelip doktor olur.



2)Uncontrollably Fond



Sonunda Kim Woo Bin'i başrolde gördüğümüz,Suzy'i ise uzun bir aradan sonra izleyebildiğimiz diğer 2016 dizisi:Uncontrollably Fond.

Ne yalan söyleyeyim,Kim Woo Bin'i The Heirs'de kötü adam rolünü oturtunca,afişi baya garipsedim.

Senarist I'm Sorry I Love You senaristi.Yani mutlaka iyi bir şeyler çıkmıştır.

Dizi 20 bölüm,en son 16.bölümü yayınlandı.


Konusu:Kim Woo Bin ve Suzy ayrılığı daha çocukken tatmış kalpleri kırık iki küçük çocuktur.Yıllar sonra iki yetişkin birey olarak tekrar karşılaşırlar.Kim Woo Bin şimdilerin en iyi aktörü ve şarkıcısı,aynı zamanda fazlasıyla zeki ve çekici biridir.
Suzy ise belgesel yapımcısıdır.Dürüstlükten çok paraya önem veren,üst seviyedeki insanlara yalakalık yapmaktan çekinmeyen biridir.



3)Descendants of The Sun 



Tartışmasız izleyen herkesin gönlünde taht kuran Soong Joong Ki dizisi.

Joong Ki'nin askerden dönüşten sonraki ilk dizisi olması sebebiyle de bütün dikkatleri üzerinde toplayan bir diziydi.

Senaristin ise Secret Garden senaristi olması,izlettirici etkenlerden bir diğeriydi.

Joong Ki ve Hye Kyo uyumu mükemmeldi.

Shinee'den Onew'in şimdiye kadar keşfedilmemiş oyunculuğuna da bu diziyle tanık olmuş oluyoruz.

Arkadaşlar şimdiden uyarayım hiçbir asker böyle mükemmel,çekici ve kibar değildir.Kendinize gelin!

Başrol çifti kadar kendini sevdiren ikinci çift:Jin Goo ve Kim Ji Won.Sizler de bir tanesiniz!



Hafızalardan uzun süre çıkmayacak bir sahneydi :)

Konusu:Birleşmiş Milletler'e ait barış koruma birliklerinde yer alan yüzbaşı Song Joong Ki ile Birleşmiş Milletler'İn talebi üzerine başka bir ülkenin başkentine tayin edilen doktor Song Hye Kyo'nun hikayesini konu almaktadır.



4)Cheese in the Trap




2016 dizilerinden belki de en iyisiydi.Finali berbat etmemiş olsalardı tabii.Buna rağmen büyük bir hayran kitlesi elde etmeyi başardı.

Park Hae Jin'in ilk başrolüydü.Kim Go Eun'u ise çoğumuz ilk defa izledik fakat büyük bir albenisi olduğunu kabul etmek gerek...

Cheese in the Trap'la 52.Baeksang Ödülleri'nde 'En iyi Kadın Oyuncu' ödülünü alan Kim Go Eun,2012 yılındaki A Muse filmiyle bütün ödülleri silip süpürmeyi başarmış.

Who Are You:School:2015'ten hatırlayacağımız başrol erkeğimiz burada yardımcı oyuncuydu.Nedendir bilinmez :)

Baek In Ha ile Baek In Ho ikilisi bizi kendine bağlayan diğer oyunculardı.

Bu diziyle ilgili yazacağım postumda da değineceğim ama burada da söylemeden olmaz.Baek In Ho (nam-ı diğer Seo Kang Joo)'yu ilk defa izledim (izleyenler After School Bokbulbok'tan hatırlarlar) ve çok beğendim.Başrollerde görmek dileğiyle inşallah!

Bir tarafta büyük klişelerin işlendiği,diğer tarafta da klişelere damga vuracak sahnelerin verildiği kaliteli bir yapımdı.O yüzden hemen izlemeniz tavsiye edilir :)

Konusu:Kim Go Eun sıradan bir üniversite öğrencisi,Park Hae Jin ise üniversitenin en popüler çocuğudur.Park Hae Jin'i herkes iyi biri olarak bilirken,Kim Go Eun kötü biri olduğunu düşünmektedir.Peki Park Hae Jin,gerçekten kötü biri midir?



5)W/Two World 



Alışılmışın dışında farklı kurguya sahip bir dizi.

Başrollerde Han Hyo Joo ve Lee Jong Suk var.

Yönetmen She Was Pretty yönetmeni.O yüzden göz alıcı sahneler görmek o kadar da zor değil.

Senaristi ise Queen in Hyun's Man ve Nine:9 Times Time Travel senaristi.

Han Hyo Joo'yu 6 yıldır kamera karşısında görmediğimiz için,nasıl bir performans sergileyeceğini ben de dahil hepimiz merak ediyorduk.Umarım oyunculuğunu zirveye taşımayı başarmıştır çünkü 6 yıl çok da kısa bir zaman değil.

Han Hyo Joo'yu Shining Inheritance'de izlemiştim.Kendisi beğenmediğim ama oyunculuğunu beğendiğim bir aktrist.

Dizi bir MBC dizisi olması sebebiyle,tamamlandıktan sonra izleyeceğim üçüncü dizi.(ilk ikisini ileride açıklayacağım :)

Konusu:Dizi otuzlu yaşlarının başlarında iki kişinin aşk hikayesini konu almaktadır.Aynı zamanda fakat farklı dünyalarda yaşayan iki insanın hikayesidir.
Han Hyo Joo,babası ünlü bir çizgi roman yaratıcısı olan asistan bir cerrahtır.Bir gün aniden babası ortadan kaybolur.Han Hyo Joo onu aramak için atölyesine gider fakat babasının yerine kanlar içinde bir adamı,Lee Jong Suk'u bulur ve Lee Jong Suk tarafından kaçırılıp başka bir boyuta geçer.



6)Signal 



''Her zaman romantik diziler mi izlenir?'' diyenlere ithaf bir dizi Signal.

Çoğu kesimin beğenisini kazanmış gerilim-polisiye dizisi.

Tam içeriğini bilmesem de bence Kore dizi senaristleri birini birine aşık etmeden o diziyi bitirmez.O yüzden ucundan kıyısında küçük bir aşk hikayesi vardır mutlaka.

Oyuncularımız Lee Jee Hoon,Kim Hye Soo ve Choi Jin Wook.

Lee Jee Hoon'u Fashion King ve Secret Door dizilerinden hatırlayabilirsiniz.Kim Hee Soo'nun ise en bilinen dizisi Style.Choi Jin Wook ise aktörlerin sunbaesi konumunda olduğu için belli bir dizi/filmini söylemek zor fakat  Ha Ji Won ile başrolü paylaştığı Chronicle of a Blood Merchant filmi yakın zamanda bilebilecekleriniz arasında.

Konusu:Günümüzde yaşayan bir dedektif ile geçmiş zamanda yaşamış bir dedektifin telsiz vasıtasıyla iletişim kurup çözdükleri davalar konu ediliyor.



Şuraya tıklayarak ikinci parta göz atabilirsiniz.Öpüldünüz!


Not:Bazı konular yeppuda'dan alıntıdır.

29 Ağustos 2016 Pazartesi

The Moon That Embraces The Sun Konusu-Dizi Yorumu


Bu diziye iki nedenden dolayı başlamamıştım.Bir;ismini çok garip bulduğumdan,iki;Kim Soo Hyun'u sevmediğimden.Fakat iki sebepte büyük bir yanılgıdan ibaretmiş.

Diziye neden başladın? derseniz,tesadüf eseri başladım.Bir gün koltuğumda yayılırken tvde Y'tube'u açmıştım.Empress Ki şarkılarını dinliyordum ve yakın zamanda ikinci bir kez izlemek gibi bir niyetim vardı.Otomatik oynat butonuyla bir dizi klibi çıktı karşıma.Ft İsland şarkısıyla harmanlanmış klibe deyim yerindeyse aşık oldum.(bakmak isteyenler için Y'tube'a you dont know my feelings yazmanız yeterli:)

Klibi izledikçe diziyi merak etmeye başladım.Araştırınca Il Woo'nun da kadroda olduğunu gördüm,dedim bu dizi izlenmez.Il Woo hayranları bana kızabilir ama bi' ben sevemedim şu adamı.Özellikle Running Man'e katıldığı bölümü izledikten sonra.Bir insan bu kadar mı kibirli olur arkadaş?Sen aktörsün kardeşim.Böyle huyların varsa bile belli etmemen gerekir.Zaten bu adam kibirinden yükseltemedi kariyerini.Pardon,ben diziyi övecektim ya.Il Woo damarım tuttu yine.Söri :)

Oyuncularımız;Kim Soo Hyun,Han Ga In,Kim Min Seo ve yukarıda uzuuunca bahsettiğimiz Jung Il Woo.










bu bonus resmi kıskançlığımdan koymuş bulunmaktayım :) han ga in gd'ye ödülünü verirken


Han Ga In GD hayranıymış.Hatta bir röportajında ''Telefonumun bütün resimleri GD'den oluşuyor.'' demiş.( ve ödülü alan Gd'nin umursamazlığı)


Neyse konumuza dönelim ve dizimizin konusundan bahsedelim:Kim Soo Hyun veliaht prens iken veliaht prenses için seçmeler yapılmış Han Ga In prensesliğe hak kazanmıştır.Fakat prenses olmak isteyen bir diğer kişi de Kim Min Seo'dur.Veliaht Prenses oyuna getirilerek prenseslik ünvanı elinden alınır ve öldürülmek istenir.Düşmanları başarılı olduklarını düşünse de aslında Han Ga In bir şaman tarafından korumaya alınmış ve şaman olduğuna inandırılmıştır.Yıllar sonra bu iki aşığı ne gibi bir sebep bir araya getirecektir?


Başrol oyuncularımızı ilk altı bölüm temsil eden küçük oyuncularımız vardı.Bu gençlerimiz;
Yeo Jin Goo,Kim Yoo Jung,Lee Min Ho (bildiğimiz lee min ho değil,sakin olun :) ve Kim So Hyun.











Yeo Jin Goo ve Kim So Hyun'u I Miss You'dan hatırlarsınız.Burada beklediğimiz çift değillerdi ama olsun.


Dizi ve oyuncular hakkındaki yorumlarım;


  • Çocuk oyuncular sanki 6 bölüm değilde dizi sonuna kadar oynayacakmış gibi harika bir performans sergiledi.
  • Bu bir MBC dizisi.Tarihi dizileri seviyorum ama MBC'nin tarihi dizileri bir başka oluyor.
  • Veliaht Prensimizin kardeşi pek bir nazlıydı.O ağlama sahnelerinde beni kendisine bağladı resmen :)
  • Kim Yoo Jung'a ayrı bir parantez açmak isterim.1999 doğumlu bu sevimli (güzel mi demeli yoksa) veledimizdeki gelecek bende yok.Kız beni yaşıyla komplekse soktu.Böyle de olmaz ki...
  • Gene ben,gene ikinci adam.Ben neden ikinci adamları sevmek zorundayım Allah'ım!Il Woo'yu değil tabii ki.O kadar kötüledim şimdi sevdin mi diyenleriniz olabilir :) Benim favori ikinci adamım çocuk olandı.Tek avuntum ise büyüdükten sonra Il Woo'nun gelmesiydi.
  • Tamam kabul.Jung Il Woo'yu sevmiyorum.Ama oyunculuğunu seviyorum be!Yapıyor adam.Şeytan tüyü mü desem yetenek mi emin olamasam da (ki yeteneği kondurmak istemiyorum) sevdim seni Kral'ın kardeşi Jung Il Woo.
  • Dizide herkes birbirinin hayalini gördü durdu.Güleyim mi ağlayayım mı bilemedim.
  • 6 bölüm boyunca Kim Yoo Jung'u izlerken büyümüş Han Ga In'i görmeyi dört gözle bekledim.
  • Dizi başlarında çocukluğu canlandırılmış oyuncularla,çocuk oyuncular arasında ister istemez oturtamadığımız bir sinerji olur.Fakat bu dizide öyle değildi.Seyirciye hiçbir tutukluk aktarılmadı.Kralın kardeşi olan prenses dışında.O da fazla zorlamaydı.
  • Dizi boyunca Han Ga In'in burnunu kıskanıp durdum.Yüz tane ameliyat geçirsem o burna sahip olamam ben.Yapmayın kardeşim böyle şeyler.Ayıptır,günahtır.
  • Bu diziden sonra anladım ki ben Kim Soo Hyun'u seviyormuşum.Sadece o saçları öyle alnına dökmesinden muzdaripmişim o kadar.(yazar The Man Came From The Stars'a gönderme yapmaktadır)
  • Kim Soo Hyun ağladıkça ben ağladım.O ağladı ben ağladım.Bir insan nasıl bu kadar içten ve samimi ağlayabilir?Biri bana açıklasın lütfen...
  • Dizi 15.bölüme kadar heyecanla ilerlese de,devamını bir monotonluk sardı.Ki bunu bir eksi olarak görmüyorum çünkü her tarihi dizinin bir süreden sonra monotonlaştığı bir yer vardır mutlaka.
  • Dizide gördüğüm belki de tek eksik Kral ve Kraliçe'nin özensiz yataklarıydı.Bizim evdeki misafirler çoğalınca serdiğimiz yer yataklarından farksızdı.
  • Dizi senaryosunda bazı şeyleri tahmin edememek (tarihi bilgi eksikliğimden kaynaklanıyor olsa da) beni mutlu etti.Her şeyini tahmin ettiğim bir diziyi izlemek fazla sıkıcı olurdu.


Ben diziyi beğendiğimi söyleyebilirim ama entrikası bol düzeyde.O yüzden bazı zamanlar sıkıcı bir hal alabiliyor dizi.Entrika sevmeyenler için fazla monoton kaçabilir lakin entrika severlerin dizi listesine mutlaka eklemesi gereken dizilerden bir tanesi.

Umarım yazımla sizi tatmin edebilmişimdir.Yanlışımız varsa affola!

28 Ağustos 2016 Pazar

Miracle in Cell No.7 Konusu-Film Yorumu


Şu afişi görende,komedi filmi falan izleyecek sanır.Kore film sektörünün en büyük yanlışlarından biri de bu.Arkadaş dram filminin afişini,niye çok eğleneceğin bir film afişi gibi gösteriyorsun insana?

Evet,filmimiz bir dram filmi.Filme çok yazık ettiğimi düşünüyorum çünkü evde tek başına izlenmesi gereken bu filmi,iş yerimde arkadaşlarımla birlikte izledim.Eğer bunu evde sakin kafayla izlemiş olsaydım ve sürekli duraklatmasaydım,salya sümük ağlar ve filmin etkisinden iki üç gün kurtulamazdım.Fakat benim bu çok çalışan beynim (!),bu filmi iş yerinde o kadar eciş-fıcışın içinde izlemeyi uygun gördü maalesef.

Başrol oyuncularımız Ryu Seung Ryong ve Park Shin Hye.Ki ben afişteki tatlı mı tatlı minik bebeşi de başrolden sayıyorum;Kal So Won.



Bu bey size bir yerden tanıdık geldi mi?Personal Taste'deki gay müdürümüzdü.Hani Lee Min Ho'ya aşık olan :) Baya kafa patlattım hatırlamak için.Aslında küçük bir araştırma da yetebilirmiş ama neyse...

Oyunculuklardan ve filmin işleyişinden aşağıda ayrıntılı olarak bahsedeceğiz fakat önce filmin konusundan bahsedelim.

Filmin Konusu:Ryu Seung Ryong,zihinsel engelli bir babadır.Bir takım olaylar baş göstermiş ve hapse girmiştir.Kızı ise babasının aksine çok zeki bir kızdır.Babasının hapiste olduğunu öğrenen kızımız,bir şekilde içeriye girmeyi başarır.Bakalım bundan sonra olaylar nasıl baş gösterecektir?


Film hakkındaki yorumlarım;


  • Park Shin Hye filmde pek gözükmese de oyunculuğunu zirveye taşıdığını bize net bir şekilde kanıtlamış oldu.
  • Babamız Ryu Seung Ryong'a sanki benim babam olmasını istermiş gibi bağlandım.Oyunculuğu ise uzun süre akıllardan silinmeyecek düzeydeydi.
  • Film biraz hapishane temalı olduğu için bana Esaretin Bedeli filmini hatırlattı.Ki uzaktan yakından alakası yok.Hatırlatmasının tek nedeni;yaratılan kasvetli ortamda,sizi kendine çeken bir şeylerin olması.
  • Minik bebiş Kal So Won,buradan sana sesleniyorum.Hayranlarının arasına bir fazlası daha eklendi,haberin olsun!
  • Kal So Won'un oyunculuğuna ayrı bir parantez açmak isterim.Bebeğim,sen daha bacak kadar çocuksun.Niye böylesine içten ağlayıp bizi bağlıyorsun kendine bu yaşta,hı?
  • Film fazla dolaylıydı.Zaten ana fikri direkt aktaran filmleri hiçbir zaman sevmedim ama film kafamda bir iki soru işareti de bırakmadı değil
  • Film aynı hint filmleri gibi çok yavaş ilerliyor ama bir dakikasında bile sıkılmadım.
  • Hapishane arkadaşları yaratıcı bir beynin ürünüydü.Biraz iyi biraz kötü ama hepsi vicdanlı...
  • Film izlendikten sonra ikinci bir kez bir daha izlenmeli diye düşünüyorum.Çünkü bi' geçmiş bi' gelecek derken birçok ayrıntıyı gözden kaçırabiliyorsunuz.
  • Güvenlik şefimiz beni kendine bağlayan oyunculardan bir diğeri.Karizmasıyla da aynı zamanda.Hayallerimde Burak Özçivit'le yarıştırıyorum,o kadar yani :)


Özetle,filmdeki her detay göz kamaştırıcıydı.Aynı zamanda üzücü.Kendini uzun süre unutturmayacak fedakar ve düşünceli bir baba.Babasını her koşulda seven minik bir kız.Bir baba-kız sevgisine kendini feda eden düşünceli arkadaşlar grubu.İzlemediğiniz her an pişman olacağınız,devleşmiş bir yapıt.Ee ne duruyorsunuz?Hemen izleyin hemen :)

27 Ağustos 2016 Cumartesi

Sassy,Go Go Konusu-Dizi Yorumu


Uzun bir aradan sonra geri döndüm sevgili arkadaşlarım.Şu iki ay içinde başıma gelenler,pişmiş tavuğun başına gelmedi.Baya olaylar atlattım anlayacağınız :=) O yüzden en çok sevdiğim aktivitimden (blog yazmaktan yani) uzak kaldım fakat telafi etmeye çalışacağım.

Sıkıntıdan,önceden izlediğim dizileri tekrardan izledim.Bazılarını yarım bıraktım bazılarının sonunu zar zor getirdim (neden böyle bir şey yaptığım konusunda hala en ufak bir fikrim bulunmamaktadır :) .Sonra yeni diziler ve filmler izledim.Açılışı da Sassy Go Go ile yapayım dedim.


Dizimizin konusuna gelirsek,belirgin bir konusu yok.Gençlik dizisi zaten.Komedi,romantizm,Koreli gençlerin klasik dramları.Hepsinden var.

Belli bir noktada toplamak gerekirse;Kang Yeon Do ve arkadaşlarının Real King adlı müzik grubu vardır.Bazı sebeplerden dolayı grup kaldırılır.Ve olaylar bunun etrafından ilerlemeye başlar.

Başrol oyuncularımız A-Pink'ten Eun Ji ve Lee Won Geun.






Eun Ji'yi Reply 1997'de izlemiştim.Oradaki aksanı beni deli etmişti o yüzden diziyi bırakmıştım.Fakat burada çok tatlıydı.

Başrol erkeğimizi ise ilk defa bu dizide izledim ve çok beğendim.Afişte biraz garip çıkmış fakat diziyi izlerseniz yanaklarını mıncırmak isteyeceksiniz.Ben en çok gülüşüne hasta oldum,o ayrı :)

Her gençlik dizisinin olmazsa olmazı:ikinci adam.


İkinci adam,başrol erkeğimizin en yakın arkadaşı.Biraz da agresif bir tip.Klişeden bir nebze arındırılmış biri yani :) Bildiğiniz üzere gençlik dizilerindeki ikinci adam genelde kızın en yakın arkadaşı olur.Yaptığı iyilikleri bi' sevdiği kız görmez..Bu karakterin böyle olmaması beni sevindiren küçük bir detaydı.

Ve ergen dizilerimizin olmazsa olmazlarından bir diğeri:bad girl.Genelde notları için deliren biri olur bu tip.Bu dizide de farklı değildi.


Allah'ı var kız çok güzel oynamış.İlk defa burada izledim bu kızı.Geleceği parlak bir gencimiz maşallah.Tü tü tü tü :)


Dizi hakkındaki yorumlarım;

  • High School Love On'dan sonra uzun zamandır izlediğim ilk gençlik dizisiydi.Beklediğim farklı bir şeyler yoktu tabii.Bildiğimiz Kore gençlik dizileri gibiydi.
  • Bence dizinin kendini izlettiren yanı erkek başrol.Gülüşüne bayıldığımı söylemiş miydim?
  • Dizi 12 bölüm olması sebebiyle sizi çok sıkmıyor.Bu sebeple de rahatlıkla tavsiye edebilirim.
  • Klişelere rağmen her karakter çok özeldi.Herkes kötü değildi fakat iyilik meleği de değildi (eun ji hariç).
  • Sır gibi gösterilen fakat tahmin edebileceğiniz düzeyde birkaç gizem vardı.Bunlar da dizide izlettirici etkenlerden bir tanesiydi.
  • Gene gençlik dizisi,gene sevilen sayılan bir sınıf öğretmeni.Bu dizide olmazsa olur mu hiç? Tabii ki vardı.
  • Doğrusunu söylemek gerekirse ben bunu yarıda bırakırım kafasıyla başlamıştım diziye.Fakat uzun zamandır ilk defa,sonuna kadar izlemek istedim bir diziyi.Ki bu ergen dizilerinde hiç olmamış bir şeydi benim için.
  • 16 bölüm olsaydı sıkardı diye düşünüyorum.O yüzden tam kararında tutulmuş her şey.
  • Hep ikinci adam taraftarı olan ben,burada bir istisnayla karşılaştım.Evet doğru bildiniz.Uzun zamandan sonra birinci adamı tuttum (ne uzun zamanmış arkadaş dediğinizi duyar gibiyim :)


Sonuç olarak ben diziyi beğendim.Bence izleme listenizde üst sıralara çekmelisiniz.Diziyi izleyen kesim,siz ne düşünüyorsunuz?

25 Temmuz 2016 Pazartesi

Fedailerin Kalesi:Alamut-Kitap Yorumu


Mersin'deki sokak kitapçısının ısrarlarıyla aldığım bir kitaptı Alamut.Kitap ucuzdu,benim de param vardı,düşünmeden aldım hemen.Stok yaptım çünkü şehre gidince bu kadar ucuza alamayacağımı biliyordum.

Kitabın konusu Hasan Sabbah.Yani Haşhaşiler zamanından bahseden tarihi bir roman.Zevkle okuduğum ilk tarihi roman diyebilirim.

Başta benimseyemedim kitabı.Çöller,develer falan deyince aman,dedim,bu kitap bitmez.Fakat aksine hiç Arap coğrafyası çözümlemelerine yer vermemiş.Sadece Haşhaşiler,Hasan Sabbah ve onun psikopatik düşünceleri ve Büyük Selçuklu Devleti'nden söz edilmiş.

Eğer Hasan Sabbah ve Haşhaşilere dair bir şey bilmiyorsanız,araştırmadan okumanızı öneririm.Çünkü olay akışını bilmediğiniz bir romanı okumak,romanı daha zevkli bir hale getirecektir.

1900'lü yılların başında yazılmış bu roman.Hatta yasaklandığı dönemler olmuş.İlk gerçekçi baskı 1960'lı yıllarda Wladimir Bartol öldükten sonra yapılmış ve roman ondan sonra rağbet görmeye başlamış.

Kitap hakkında yapabileceğim fazla bir yorum yok.Beğenmediğim yönü yoktu,beğendiklerim ise çok fazlaydı.Çok fazla ayrıntıya girip sizi sıkmam istemem.O yüzden bu yaz zamanında vakit geçirmek için önerebileceğim güzel kitaplardan bir tanesi.Umarım beğenirsiniz...







Bugünlerde Gençlerin Ortak Sorunu:Hangi Üniversite?




Lys sonuçlarının açıklanmasıyla bütün gençleri aynı sorun sardı:Hangi üniversiteye gitmeliyim?Kendimce dört gruba ayırdım bu gençleri;

1)Puanı iyi gelmiş nereye gideceğini bilemeyenler
2)Hedefi belli olan fakat puanı kötü gelenler
3)Puanı iyi gelip gideceği yerde belli olanlar fakat ailesiyle ortak bir noktada birleşemeyenler
4)Puanı kötü gelip 'Seneye inşallah.' kafasına girenler


Ben bu dönemi atlattım Allah'tan.O yüzden gençlerimize sabır ve hayır diliyorum bu konuda.Bana göre yukarıdaki maddelerden en tehlikelisi madde 3.Bizzat halamla yaşıyorum hatta.Yani halam yaşıyor ben seyirci kalıyorum.Bir kuzenim var ilk dokuz binde,psikoloji okumak istiyor fakat eniştemle anlaşamadı.Diğeri ise sıralamayı ilk on bin de bekliyordu hedefi İtü'ydü fakat ilk yirmi beş bin de geldi sıralama.Şaşırmakla beraber çok da sinirlendi haliyle.


Psikoloji okumak isteyen kuzenim Sedef,İstanbul'a gitmek istiyor fakat eniştem İstanbul'a göndermek istemiyor.Eniştem İzmir'e git diyor,bunu da kuzenim istemiyor.Hayal kırıklığına uğrayan Yalın'da İstanbul'a gitmek istiyor.Ama orada gideceği üniversite iyi değil.Ona da İzmir'e ya da Ankara'ya git deniyor,bu istemiyor.Çok iyi burs imkanı olan üniversiteler var,onu da eniştem istemiyor;biraz da ırkçı davranış sergileyerek.Ne olacak bilmiyorum.


Şimdi Allah'tan yönlendirenler var.Babamgilin zamanı daha kötüymüş.Adam tıpı kazanacak puan almış fakat Ziraat Mühendisliği okumuş.Diğer halam desen öylesine.İlk tercih yapılırmış o zamanlar,daha sınava girmeden.Halam da kendine güvenip Dokuz Eylül Tıp,Hacettepe Tıp yazınca gelmemiş haliyle.'Halbuki bir Konya ya da Eskişehir yazsaydım gelirdi mutlaka ama hırsımın kurbanı oldum.' der halam.Hırstan ziyade bilgisizlik.En önemlisi eğitim şartları.Puan almadan tercih yapmak nedir Allah aşkına?


Gençler,fazla stres altındasınız,ne deseniz haklısınız.Ama benim sizlere tavsiyem önceliği ne ailenize verin ne de kendi isteklerinize.Önceliği gelecekteki çıkarlarınıza göre vermeye çalışın.'Hangisi seçersem daha çok avantaj arz eder benim için?' Bu fikirden yola çıkarak düşüncelerinizi şekillendirin.Şimdiden hepinize başarılar :)

23 Temmuz 2016 Cumartesi

N'olur AyrılaIım:Yok Böyle Bir Dizi!


Yok böyle bir dizi dediğime bakmayın.Bunun çevirisi:'Yok böyle bir oğlan! '.Kiraz Mevsimi'nde yardımcı oyuncu olarak oynamıştı adamımız. Potansiyeli tam on ikiden yakalamışlar.


Dizimizin kısaca konusu:Ulaş'ın kötü bir ünü vardır:Ayrıldığı her kız,sonrasında kısmetine kavuşmaktadır.Turgay Atalay, bir reklam şirketinin yapımcısıdır.Bu olay Turgay'ın dikkatini fazlasıyla çeker.Ajansındaki oyunculardan birini Ulaş'a yaklaştırmak isteyerek bir program yapmayı amaçlamaktadır. 


Dizinin konusu bir filmden alıntı.Fragmanlarını çok saçma bulduğumu itiraf etmeliyim.Fragmanından yola çıkarak hayal ettiğim konusu da bir o kadar antipatikti.Dün dizinin ikinci bölümünü tesadüfi bir şekilde izlemem ile bu durum tamamen değişti.Beni izlemeye teşvik eden baş aktördü zaten, bu vesileyle diziden de hoşlanmış oldum. 




Yaz dizisi olduğu için kısa sürecek maalesef, diyeceğimi sanıyorsanız yanılıyorsunuz.Yüzde bir milyon ihtimalle dizinin suyu çıkartacaklar.Ama o zamana kadar takipteyim.Eğer izlemiyorsanız vakit kaybetmeden başlayın derim :)



22 Temmuz 2016 Cuma

Korkularımız Nelere Kâdir?


Bu dünyada hepimizin korktuğu, tiksindiği ya da görmeye dayanamadığı bir şey vardır mutlaka. Ben böceklere dayanamam mesela.Ama 'Ayyy!Böcek var! değil.'Anneaaaa!Böceggghhh varggghh!'Yerde ise çıkıyorsun bir yerlere ama uçuyorsa?Korktuğumu bilirler gibi takip ederler üstelik.


Ablam attan,deveden,hatta aslandan bile ürkmez (yetkili birinin kontrolünde sevmişliği bile var) fakat yılanlardan çok korkar.'Yılanı nerede görecek sanki?' diyeceksiniz.Bunun korkusu (belki de tiksintisi) çok aşırı seviyelerde.Yılanın fotoğrafını görmesi yetiyor.Yüzü binbir şekle bürünüyor.Şakasını yapayım derken dayak yemişliğim bile vardır küçükken. 


Annem ise merdivenlerden korkar (çok garip olduğunun farkındayım).Ama arkasında çok trajik bir olay yatıyor aslında. Küçükken çok basamaklı bir merdivenden yuvarlanmış.Uzun bir süre yoğun bakımda kalmış. Hatta ayak bileğinde o zamandan kalan küçük bir iz bile var. 'Eeee? Annen hiç mi merdiven çıkmıyor? ' Çıkıyor ama yanında biri varsa. Yalnız ise kesinlikle çıkamıyor. 


Bazıları dalga geçilebilecek kadar saçma ve komik.Bunları isteyerek seçmedik hiçbirimiz.Ama üstüne giderek yenebiliriz belki (bir defa denedim çok da iyi sonuçlanmadı).


Peki sizin fobileriniz neler?

19 Temmuz 2016 Salı

Adam Fawer'ın Yeni Kitabı OZ


D&R girdiğimde görmemle almamın bir olduğu bir kitap Oz.Neden?Çünkü Adam Fawer'ın kitabıydı.Hayran olduğum Olasılıksız'ın yazarı Adam Fawer'ın.

Olasılıksızın kurgusu hayal edilemez nitelikteydi.IQ'su Einstein seviyesinde olmayan birinin bu kitabı yazması mümkün değil bana göre.Fakat Adam Fawer tarz değişikliğine mi gitmek istedi ne oldu bilinmez Oz'u yazmaya karar vermiş.Oz,beklediğimden çok daha farklı bir kurguya sahip.En azından Adam Fawer'dan beklediğim kurgudan.

Kurgu farklı olsa da yazarın üslubu Olasılıksız'dakiyle aynıydı.

Oz büyücüsünden esinlenerek yazılmış fabl tarzında fantastik bir kitap.Gerçek Oz hikayesini okumadığım için hikayeyle benzerliğini karşılaştıramayacağım.

Hikaye fabl tarzında lakin bazı betimlemeler midenizi bulandırabilecek cinsten.

Sayfa 117'ye geldiğimde olaylar çözülmeye başlamamıştı bile.Aksine meraklandırıcı düzeyde ilerlemeye devam etti.180.sayfadan sonra ise olaylar heyecanlı bir hal almaya başladı.Bu da demektir ki kitabın tadını çıkarmak için sıkıcı ilk yarısına katlanmak zorundasınız.

Kitabın önsözü beni çok duygulandırdı.Yazar,Olasılıksız'ın Abd'de pek rağbet görmezken Türkiye'de şaşırtıcı düzeyde satış rekorları kırmasından dolayı mutluluğunu ifade etmiş.Bu kitap nasıl beğenilmez ki?Aklım almıyor doğrusu.

Benim tavsiyem;Eğer Olasılıksız gibi bir kitap bekliyorsanız çok yanılıyorsunuz.Bendeki kanı öyleydi bu yüzden müthiş bir hayal kırıklığına uğradım.Yani kitapçıya gidip paranızı harcamaya değecek türden bir kitap değil.Ama biri size hediye ederse mutlaka okumalısınız.

Benim kitap hakkındaki analizlerim bunlar.Siz okudunuz mu?Okuduysanız neler düşünüyorsunuz?


16 Temmuz 2016 Cumartesi

Milletimizin Başı Sağolsun!


Bu ülke yıllarca akıllardan çıkmayacak bir olay yaşadı dün gece.2016 yılında,çocuklarımız daha darbe nedir bilmezken,Tsk hükümete el koymaya çalıştı.Siyasi açıdan tartışılacak birçok yönü var bu konunun lakin benim asıl üzüntüm birçok askerimin,polisimin,halkımın hunharca katledilmesi.Bu ülkenin tek dayanağı olan milli güçlerin birbirine düşürülmeye çalışılması.Olayın en acı tarafı ise,buna rağmen halkımızın bilinçsizce askerimizin üzerine gidişidir.18-20 yaşındaki sadece emir eri olan,ana kucağından asker ocağına daha yeni adımını atmış küçük askerlerimize yapılan bu işkence niye?

Böyle bir ülkede yaşadığım için Allah'a şükrediyorum.Oğullarını böyle vicdanlı ve merhametli olarak yetiştiren analarla gurur duyuyorum.Hangi ülke polisi yapardı bunu?Kim o askerlere böyle merhametli davranırdı?O diyalog hiçbir zaman aklımdan çıkmayacak:'Oğlum affet,dövme oğlanı!' 'Ne dövmesi teyzeciğim sarılıyorum ben ona!Kardeşim o benim!'Siz unutabilir misiniz?O tankın içinden çıkmaya çalışıp halk tarafından linç edilen askere çevik kuvvet polisinin sarılarak onu oradan çıkarmaya çalıştığını?

Bizi birbirimize düşürmeye çalıştılar.Fakat herkes gördü bu halkın taklit edilemez cesaretini.Askerin-polisin birbiriyle nasıl kardeş kalabildiğini.Türk her yerde Türktür!Bunu kimse değiştiremez!Geleceğin nesli olarak bizlerde her zaman aynı kalalım.Bizim birbirimizden başka kimsemiz yok çünkü.

Not:Şehitlerimizin anısına 2 gün paylaşım yapmayacağım.

14 Temmuz 2016 Perşembe

Shrek:Çocukluğumuzun Animasyonu


Çok eski zamanın bir filmidir Shrek.Aynı zamanda her kesim tarafından da sevdirmiştir kendini.Türkiye'de 2001 yılında vizyona girdi.Aslen bir masaldan uyarlanan animasyonun bir Oscar ödülü bile var.

En son çekilen Shrek filmi Shrek 5:Mutlu Yıllar.Tabii bu filmde olayın suyu çıkartılmış.Çok tutan bir film olunca uzat uzatabildiğin kadar.Benim en sevdiğim Shrek filmi ise Shrek 2'dir.Hala şu zaman bile bıkmadan usanmadan açar izlerim.Bu serinin kendini bana diğer filmlerinden daha çok sevdirmesi müzikleri olabilir pek'ala.Her müziği ayrı güzeldi.Özellikle 'O Benim Dünyam'.En sevdiğim sahnesi ise Shrek'in büyük kurabiye ve diğerleriyle saraya girmeye çalıştığı sahneydi.

Küçükken babam Vcd Player almıştı.Herkeste yoktu o zamanlar.Nadirdi sayısı.Bana da her zaman animasyon filmlerini kiralardı.Bende bu gavur icadını (babannemin tabiriyle) çözünce,sürekli açar açar izlerdim.Özellikle Aslan Kral,Charlie'nin Çikolata Fabrikası ve Shrek en çok sevdiğim filmlerdi.

Babam filmi kiralayınca geri vermek zorunda kalırdı haliyle.Bende yalvarırdım:'Babaaaaaa!Lütfen filmlerimi verme!' İşe yaramazdı tabii.Ben ağlayarak kendini acındıran çocuklardan da değildim.Olamadım daha doğrusu,çünkü babam izin vermezdi.'SeRa çocuk gibi ağlama karşımda!' O zamanlar ki yaşım göz önüne alınırsa ya ben aptalmışım ya da babamdan çok fazla tırsarmışım.

Bazı insanlarda şu anlayış var:'Sen çocuk musun da animasyon filmlerini izliyorsun?' Yetişkin sıfatına sahip olmak çizgi film izlememize engelmiş de benim mi haberim yok.Arada bir içindeki çocuğu çıkarmak iyi değil midir?Kendini bize alıştıran bu sevimsiz dünyadan kısa bir süre olsun uzaklaşmak çocukluk mu oluyor şimdi?Fakat artık bu laflara aldırmıyorum.Yeri gelir,aksiyon filmi izlerim yeri gelir aşk yeri gelir animasyon.

Peki sizin çocukluğunuzun animasyonu hangisiydi?