27 Ocak 2017 Cuma

Moon Lovers:Scarlet Heart Ryeo Dizi Yorumu




2016 favorilerime başlamadan giren bir diziydi Moon Lovers.Beklentim de yüksekti haliyle.Birkaç eksik gözüme çarpsa da genel olarak beklentilerimi karşıladı diyebilirim.

Dizi yorumunu bu kadar geciktirdiğim için hepinizden özür diliyorum.Başta eş zamanlı olarak izliyordum ama sonradan yarısında bırakmak zorunda kaldım.Geçenlerde yeniden başladım ve sonunda yorumumu sizlere ulaştırabiliyorum.O yüzden şuan bir hayli mutluyum.


Oyuncular


Lee Jun Ki-Wang So/Gwangjoon




IU-Hae Soo/Go Ha Jin




Kang Ha Neul-Wang Wook

moon lovers wang wook ile ilgili görsel sonucu




Hong Jong Hyun-Wang Yo



moon lovers wang yo ile ilgili görsel sonucu


Baekhyun-Wang Hyun

moon lovers wang wook ile ilgili görsel sonucu



Nam Joo Hyuk-Baek A




Ji Soo-Wang Jung

wang jung moon lovers ile ilgili görsel sonucu


Yoon Soon Woo-Wang Won

wang won moon lovers ile ilgili görsel sonucu


Artı olarak Girls Generation'dan Seohyun da vardı.Dizi bir bakıma idoller geçitine dönüştürülmüş desek çok da yanlış olmaz.

Dizinin Konusu:21.yy'da yaşayan IU,güneş tutulması sırasında bir şekilde kendini Goryeo döneminde bulur.Goryeo dönemindeki prensler ve Wang So ile olan ilişkisi dizinin ana konusudur.



Dizi hakkındaki yorumlarım;

  • Her prens ayrı bir ısırmalıktı yaa...50 bölümlük dizilerdeki gibi hepsi kasıntı kasıntı dolaşsaydı,o zaman gerçekten sıkılabilirdim.
  • Geçmiş-gelecek teferruatı güzeldi.Aynı zamanda klasik tarihi Kore dizilerinden ayıran en belirleyici faktördü.
  • IU'nun prenslere arkadaşı gibi davranması,binlerce yıl geriye gittiği zamana kolayca ayak uydurması,Leydi Hae'yi hemen ablası benimsemesi,geçmişte kalan ailesine hiç özlem duymaması saçmalardan seçmelerdi
  • Duymuşsunuzdur belki ama ben gene de hatırlatayım.Dizinin kurgusu başındaki yazıda da belirttiği üzere tarihten ilham alınarak kurgulanmış.Baş karakter Wang So gerçek tarihte kardeşlerini katlediyor.Ama unutmayın ki bizler tarihi her zaman bir veya iki kişinin bakış açısıyla görür ve dinleriz.Bu yüzden imparatorlar hakkında ''Kardeşini katletti!'' ya da ''Çok acımasızdı!'' gibi yorumlar daima subjektiftir.Kardeş katlini vicdanı olarak hoş bir şey olarak göremesek de devletin huzuru ve güvenliği için bu gereklidir.Bir imparator hem kardeşleriyle huzur içinde geçinip hem de ülkeyi yönetemez.Çünkü her veliaht hakkı olan imparatorluk tahtına kendisinin oturması gerektiğini düşünecektir.Dünyaya gelme gayeleri budur çünkü. 
  • Gwangjong yani Wang So'ya hayat verilen başka bir dizi daha var:Shine or Go Crazy.Zamanında reytinglerinin baya yüksek olduğunu anımsıyorum (yanlışım varsa düzeltin lütfen).Bu dizide olayların akışı biraz daha farklı ilerliyor.Mesela prensimizin yüzünde yara izi yok fakat gene de lanetli olarak nitelendiriliyor.Yani bu diziyi izleyenlerin Moon Lovers'ı kolayca benimseyeceklerini düşünmüyorum..
  • Dizide en çok hoşuma giden replik şuydu: ''Sevginin aksi nefret etmek değilmiş,terk etmekmiş.''
  • IU'nun karakteri olan Hae Soo'ya başta pek ısınamadım.Fazla itici bir görüntü çizdi gözümde.Fakat sonradan onun için hüngür hüngür ağladığım gerçeğini de kabullenmeliyim.
  • Dizide çarpık ilişkiler üst düzeydeydi.Biri gider karısının kuzeniyle evlenmek ister,diğeri üvey kardeşiyle baş göz edilir.Tarihi bir dizi olduğundan çok takılmadım ama ''Yuh ya!'' demekten de kendimi alamadım.
  • İşlenen aşk saf diyebileceğim türden değildi.Sevgiden öteye geçen kibir ve gurur dizinin ana etmenleriydi.
  • Giysiler ne kadar tarihi  zamana uydurulmaya çalışılsa da göze batan yanları çoktu.O giysiyi getirip şu zamanda ünlü bir modacı tasarladı diye sergilesen kapış kapış giderdi.
  • Lee Jun Ki'nin oyunculuğu zirvedeydi zaten.Ona ek olarak ilk defa izlediğim Baekhyun'u çok beğendim.IU'yu en son Dream High'da izlemiştim.O zamandan bu yana tekamül etmeyi başarmış.
  • Final kısmı dizinin en can alıcı noktasıydı.Özellikle Kore dizilerinin finallerinin her seferinde nasıl özene bezene batırıldığını düşünürsek,final bölümü büyük bir çabayla hazırlanmıştı.
  • Senaryo çok sorunlu değildi ama eksik bulduğum birkaç küçük şey vardı.Özellikle sonlara doğru bazı olaylar hep aynı noktada dönüp durduğu için sıkılabilirsiniz.Buna rağmen izlemezseniz de sizin için büyük bir kayıp olacağını düşünüyorum.Benim tavsiyem en azından bir göz atıp küçük de olsa bir fikir edinmeniz.
  • Dizinin en beğendiğim Ost'u Lee Hi ve Epik High işbirliğinden oluşan Can You Hear My Heart idi.Dinlemek isteyenler buyrun aşağıya:




Not:Bu bölümden sonrası spoiler içerir!


  • IU'nun Baekhyun'u tekme tokat dövdükten sonra Baekhyun'un 'Bunu bana yapan ilk kişisin.' lafına güleyim mi ağlayayım mı bilemedim.
  • IU'nun yardımcısı Chae Ryung karakteri sanki kızın hizmetçisi değil de arkadaşı gibiydi.IU'nun sonradan gelişen samimi hallerinden sonra öyle olmaları mantıklı olurdu ama IU'yu bulduğu ilk andan itibaren öyleymiş gibi davranması akla mantığa uygun değildi.Ne kadar kabul etmek istemesek de o dönemde belli bir hiyerarşi gruplanması var.Bu çerçeveye çok aykırı gidildiğini düşünüyorum.
  • Çok fazla makyaj malzemesi bilmediğim için karşılaştırma yapamıyorum ama zamana uydurulmaya çalışılan malzemeler gözümüzde çok hoş bir görüntü çizdi.
  • IU'nun sabun yapabilmesi de güzel bir ayrıntıydı.
  • Lee Jun Ki'nin annesine bu kadar bağlılık göstermesi beni gerçekten etkiledi.Hem de onca aşağılamalara rağmen.
  • Lee Jun Ki'nin zehir içtiği ve Veliaht Prens'in öldüğü sahne beni en çok etkileyen iki sahneydi.
  • Wook ve So ile ilerleyen yolun Jung ile sona ermesi tam bir fiyaskoydu.Buna rağmen diğerlerinin yapamadığını Jung yaptığı için bir parça rahat hissettirdi diyebilirim.

Dizi kadrosuyla,senaryosuyla tam bir başyapıttı.2016'nın hatta son üç yılın enleri arasında yer edinmeyi başardı.Diğer tarihi Kore dizilerimizin de aynı başarıları yakalaması dileğiyle...

15 Ocak 2017 Pazar

Mutlaka Dinlemelisiniz! #3


Eğer beni takip ediyorsanız aralıklı zamanlarla müzik listemden birkaç şey paylaştığımı biliyorsunuzdur.O paylaşımların 3.kısmında sizlerleyim.Hazırsanız buyrun aşağıya!

Yazının birinci bölümü için buraya,ikinci bölümü için buraya tıklayabilirsiniz.


-LP-Lost on You (en favori şarkım)

-Charlie Puth ft. Selena Gomez-We Dont Talk Anymore 

-Enrique Iglesias-Duele el Corazon 

-Faydee ft.Miracle-Unbreakable 

-Apolyctica-I Dont Care 

-Uğur Akyürek-Aşk İzi 

-BTS-Blood&Sweat Tears 

-Nicolas Jorelle-Valse 

-Panic! at the Disco-Nicotine 




Sizin bana önerebileceğiniz müzikler var mı?

13 Ocak 2017 Cuma

Goblin Konusu

goblin korean drama ile ilgili görsel sonucu

Dün itibariyle başlayıp,bölüm kasmaktan gözlerimin altını morartan,Secret Garden senaristinin yazdığı bir dizi olan Goblin ile karşınızdayım.

Uzun zamandır dizi izlemiyorum.En son The Legend of the Blue Sea'ye başlamıştım lakin beklentilerimin çok çok altında kaldığı için devamını getirmemiştim.Özellikle Jun Ji Hyun'dan beklediğim performans gelmedi ve bu beni irrite eden sebeplerin başını çekti.Neyse bu konuya ayrı bir postta değinmeyi planlıyorum.

Goblin Konusu:900 yıldır yaşayan bir goblinimiz var.Goblin (Gong Yoo) artık hayattan sıkılmıştır ve cezasının sonlandırılacağı günü beklemektedir.Goblin'in ölümünün tek yolu yıllardır aradığı goblin gelinidir.Hafıza kaybından muzdarip bir ölüm meleğiyle aynı evde kalmaya başlayınca işlerin seyri tamamen değişecektir.

Kadromuz fazlasıyla popüler.Coffee Prince'ten hatırlayacağınız Gong Yoo,yakın zamanda herkesin gönlünde taht kurmuş Cheese in the Trap'ten Kim Go Eun,Who Are You:School 2015'teki sarışınımız Yook Sung Jae,My Secret Hotel'le kendisini tanıdığım Yoo In Na ve Hotel King'den sonra yüzüne hasret kaldığımız Lee Dong Wook başrol kadrosunu dolduran oyuncularımız.

Şuan 8.bölümdeyim.Gong Yoo'yu ilk defa izledim (tamam vurmayın) ve hayran kaldım.

Kim Go Eun'u ilk kez Cheese in the Trap'te izlemiştim.Hala hayranlıkla izlemeye devam ediyorum.

Yoo In Na'ya bir ben ısınamadım.Oyunculuğunu beğendiğim fakat kendisini sevemediğim aktris kadrosunda yerini aldı.

Lee Dong Wook'u en son My Girl'de izlemiştim.Bu diziyle birlikte oyunculuğunu nirvanaya taşıdığını bir tek ben düşünmüyorumdur sanırım.

BTOB adlı K-pop grubunun üyesi Yook Sung Jae,gene gönüllerin birincisi.İzlemekten keyif alıyorum ve almaya da devam edeceğim.

Secret Garden ve Descendants of the Sun senaristi Kim Eun Sook'tan beklentim yüksekti ve şimdiye kadar bu beklentilerimi karşıladı.Devamının da öyle olacağını umuyorum.

Dizi fantastik-dram-romantik komedi tarzında.Büyük bir dram akıntısının içinden zekice çıkarılan minik espiriler beni etkilemeyi başaran ayrıntılardan sadece biri.

tvN kanalı bu aralar favorilerim arasına giren kanallardan biri oldu.Yayınladığı her dizinin bir albenisi var ve biz seyirciler ilerleyen bu akıştan oldukça memnunuz.

Fazla ayrıntıya girmek istemiyorum aslında.Sadece beğenip de bitmeden post yapmak istediğim nadir dizilerden biri olduğu için,sizlere de tavsiye etmek istedim.Eğer Kore dizisi klişelerinden benim gibi sıkıldıysanız,bu dizi sıkıntılarınıza derman olacak emin olun.

Dizinin fragmanına aşağıdan ulaşabilirsiniz.




Finalinden sonra tekrar görüşürüz!

12 Ocak 2017 Perşembe

Albert Camus/Yabancı


Absürdizm temsilcisi Albert Camus'nün ilk romanı Yabancı.

Aynı zamanda Nobel Ödüllü bir roman.

Yazarı ile çok ilgili olduğumu söyleyemem.Bir arkadaşın tavsiyesi üzerine okumaya başladım ve çok da memnun kaldım.

Kitabı yazarı araştırmadan okudum ki kafamda en saf haliyle bir fikir oluşabilsin.

Kitap çok sade yazılmasına karşın,insanı etkileyecek biçimde özgün ve doğaldı.

Yaratılan Marseault karakterini başta çok garipsesem de sonradan ısındığımı söylemek çok da yanlış olmaz.Yazarın üslubu istemeden de olsa karakteri size sevdiriyor.

Camus temsilcisi olduğu akımı kitapta güzel bir şekilde dile getirmeyi başarmış.

Kitapta belli bir olay örgüsü aramanızı tavsiye etmem.Yazarın burada amacı olaylardan ziyade karakteri betimlemek çünkü.

110 sayfa olduğu için çerezlik ama aynı zamanda herkesin elinde bulunmasını tavsiye ettiğim bir kitap.

Okumadıysanız tavsiye ederim,okuduysanız da yorumlarınızı merakla bekliyorum ;)

9 Ocak 2017 Pazartesi

Ölüme Fısıldayan Adam

ölüme fısıldayan adam ile ilgili görsel sonucu

İsminin orjinalliği dolayısıyla satın aldığım bir kitaptı Ölüme Fısıldayan Adam.

Yazar Wattpad'te keşfedilmiş bir yazarımız.

İyiki de keşfedilmiş demeden edemeyeceğim çünkü kurgusal zekasına aşık oldum.

Normalde Wattpad'te yazılan hikayelerin kitap olarak yayınlanması taraftarı değilim ama bu ön yargım Büşra Yılmaz'la bozulacak gibi görünüyor.

Kitabın konusu:Yosun sorunları olan intihara meyilli bir kızdır.Birçok defa intihar etmeyi denemiş fakat hiçbirinde başarılı olamamıştır.Gene intihara kalkıştığı bir gün,avizede kendini sallandırmayı planlarken kapı sürekli çalınır.Kapıyı açıp intihar sürecine kaldığı yerden devam etmek isteyen kızımızın planlarını,Özgür adındaki zeki dolandırıcımız istemeden de olsa bozacaktır.

Konuyu da farklı bulduğumu söylemeliyim.Özellikle 4N1K gibi yüzeysel bir kitaptan sonra ruhsal çözümlemelere bu kadar teferruatla yer verilen bir kitap kesinlikle beklemiyordum.

Şunun uyarısını vermeden geçmemeliyim diye düşünüyorum.Kitabı okuduğunuz zamanı kesinlikle depresif bir anınıza getirmeyin.Ben o hatayı yaptım ve sonu pek iyi sonuçlanmadı :\

Karakterler üzerine baya kafa yorulmuş.Karakterler üzerindeki istikrarın kitap boyunca hatta sonunda bile devam etmesi beni memnun eden etkenlerden bir diğeri.

Bu kadar övgüme rağmen,kitabın her kesime hitap ettiğini düşünmüyorum.Özellikle monotonlaşan kısımlara gelindiğinde,herkes aynı sabrı göstermeyebilir.Sırf o bölümler yüzünden kitabı bir-iki gün boyunca elinizde süründebilirsiniz.

Kitapta eleştirebileceğim küçük bir kısım haricinde,herkesin kitaplığında bulunmasını önerdiğim bir kitap.Eleştirdiğim kısım spoiler içerikli olduğundan,bu kısımdan sonrasına okumayanlar göz atmasın.

Not:Bu bölümden sonrası spoiler içerir!

Eleştiriye tabi tutacağım kısım herkesin dikkatini çekmemiş bir ayrıntıdan ibaret olabilir ama ben bu kısımlara özellikle dikkat ediyorum.Hele ki Türk yazarlarda...

Tamam Özgür çok zekice oturtulmuş bir karakter ama keşke zekice konuştuğu her kısmın sonrasında açıklaması yapılmasaydı."Tahmin ettim çünkü bu böyleydi." ya da "Küçükken bilmem şu kadar kitabı hatmetti." Bunlar okuyucunun hayal gücüne bırakılsa karakter gözümüzde daha zeki bir hal alacaktı,buna eminim.

Takıldığım bir yer gibi düşünülmesin.Her kitapta böyle kusurlar olacak kı en sonunda mükemmelliyet yakalanabilsin.

Final kısmı için ayrı bir post bile açılabilir,o derece güzeldi.Kitabın ismi de bu açıdan çok manidar kalmış.

Sonuç olarak kitabı ben beğendim.Umarım siz de beğenirsiniz.

15 Kasım 2016 Salı

K-Magazinden Kesitler #2


Kore magazinin part 2 kısmıyla karşınızdayız!


1)2016 Mnet Asya Müzik Ödülleri


2016 MAMA'yı büyük bir merakla bekliyorduk.

Bildiğiniz üzere 2015 MAMA'da BIGBANG  bütün ödülleri silip süpürmüştü.

2 Aralık'ta başlayacak olan ödül töreninde en çok dikkat çeken gruplar BTS ve EXO.

BTS ve EXO oylarda en çok rekabetin olduğu iki müthiş grup.Benim şahsi fikrim,bütün ödüllerin BTS'e verilmesi tabii ki!

En İyi Kız Çaylak Grup alanında Blackpink adaylardan bir tanesi.Eğer ödülü alırsa sonuna kadar hak ederek alacak.(ki şuan oyların çoğunu elinde bulunduruyor)

En İyi Erkek Grubu,Yılın Sanatçısı ve Yılın Şarkısı adaylıklarında şuan birinciliği çeken grup EXO.

En İyi Kadın Sanatçı dalında oyların çoğunu elinde bulunduran kişi Taeyon.En İyi Erkek Sanatçı alanında ise Zico birinci sırada.

Bakalım 2 Aralık'a kadar zirvede kalmayı kim başarabilecek?


2)T.O.P Askere Gidiyor



T.O.P 2017'nin başında askere gidiyor!

Askere eninde sonunda gideceğini biliyorduk ama bugünün gelmesini iple çektiğimizde söylenemezdi.

Bütün hayranları şuan yıkılmış durumda olsa da yapabilecek bir şey yok.Sadece önümüzdeki iki yılın en çabuk şekilde geçmesini bekleyeceğiz o kadar.

T.O.P askerliğini polis olarak yapacak.

Umarım kendini fazla özletmez...



3)2016 Melon Müzik Ödülleri



Melon Muzik Ödülleri MAMA kadar ön planda olmasa da gene de hatırı sayılır bir ödül töreni.

Popülerlik Ödülü ile 2016'nın En Seksi 10 Sanatçısı'nın isimleri açıklandı.

Ödüller oylamalara ve jüri değerlendirmesine göre verilecek.

Şuan en popüler isimler şu şekilde;

-EXO
-Red Velvet
-Twice
-Akmu
-Zico
-Taeyon

Kendi fikrimi dile getirmek gerekirse çok da merakla beklediğim bir ödül töreni değil.Ama ödül kazananları merakla bekliyor olacağım.Özellikle de AKMU'yu.



4)The Legend Of The Blue Sea Yarın Başlıyor!



Başrollerini Lee Min Ho ve Ju Jin Hyun'un paylaştığı The Legend of the Blue Sea'nin ilk bölümü yarın yayınlanıyor.

Merakla beklediğimiz bir diziydi.Fragmanlarından çıkarım yapmak gerekirse,The Legend of the Blue Sea reytinglerde birinci sıradan inmez gibi görünüyor.

Fragmanlarda iki başrol oyuncusunun uyumunu çok beğendim.Umarım dizide de aynen böyledirler.

Sevgili çevirmenlerimizden ricamızdır:Lütfen çevireceğiniz dizilerin en başına bu diziyi koyun.Yoksa meraktan çatlayacağız!



5)Gary Running Man'den Ayrıldı



Evet yanlış okumadınız.Gary Running Man'den ayrıldı.

Fakat üyeler onu kolay kolay bırakmak istemiyor.

Özellikle Song Ji Hoo Gary ayrıldığı için baya üzgün.

Gary'i bir yandan haklı buluyorum çünkü Running Man'de en az 5 yıl çalıştı (ki daha fazlası var) ve bu program bildiğiniz üzere kolay bir program değil.Özellikle üyeler açısından.

En son Gary'nin RM'e konuk olarak katılıp en son gizli görevinin verileceğini öğrendik.

Ne diyelim.Yolun açık olsun Leesang grubunun sevimli rapper'ı Gary!


Part 3'te görüşmek üzere!



Not:Bilgiler Korezin'den alıntıdır.






13 Eylül 2016 Salı

Ben Ünlü Biriyim!


Kimseye kendimi açmam,kimseyle kolay kolay konuşmam,kimseye içimi dökmem.Bu gruba ailemde dahil.

Benim ailem biraz gariptir.Hepsi okumuş yüksek yerlere gelmişlerdir fakat birbirlerinin aile içindeki durumlarını eleştirmeye bayılırlar.


'Devriye kilo almış sanki,hımmm...'

'Yeliz o üniversiteyi kazanamamış mı,ah ah...'

'Merve'de çok tembel,biraz daha hareketli olsa...'


Bu yüzden aileme kapattım kendimi.Babama da.Kapatmıştım daha doğrusu.Annemgil iki hafta önce Muğla'ya tatile gittikten sonra babam,dayım ve ben babannemde kalmaya başladık.Çok fazla konuşmadığım babamla,o dönem içerisinde baya yakınlaşmıştık.Seviyeli konuşma tarzından esprili konuşma tarzına geçmiştik.

Fakat babam beni hala tanımıyordu.Benim hakkımda bir şey söylerken 'Sen bunu da yaparsın...' diyordu.Şaka amaçlı sarf ettiğim sözleri,benim karakterimde yer edinmiş davranıştan sayıyordu.Ünlü biriydim sanki.Magazin haberlerine söyledikleriyle hakkında çıkarımlarda bulunulan ünlüler gibi.Kimse ne düşündüklerini bilmiyordu,gerçekte nasıl davrandıklarını da.Sadece bize yansıtılan kısmı görmemizi sağlıyorlardı,o kadar.Devamına izin yoktu.

Benim halimde aynen böyleydi.Bunu en iyi babamla dün ettiğimiz kavgada farkına vardım.


'Baba bana şunu alsana.' 

'Olmaz kızım param yok.'

'Boşver ya,çalarız birinden olur biter :)'


Espri amacıyla söylendiği ne kadar da bariz değil mi?Fakat işlek caddenin ortasında duymadığım laf kalmadı.Sanki ben beş yaşındaydım ve çocuğun birine çelme takmıştım o yüzden azar yiyordum.Geçen herkes bize bakıyordu.Daha fazla göze batmamak için babama cevap vermedim.Sonraki iki saatte ise gerilim üst düzeydeydi.

Benim olaydan çıkardığım tek ders şuydu:Babam benim kim olduğumu gerçekten bilmiyordu.Bu kadar yıl geçmiş olmasına rağmen hala beni tanımak istemiyordu.Herkese beni farklı tanıtıyor,hakkımda farklı konuşuyordu.

Onun kafasında oturttuğu kalıba zor da olsa uyum sağlamayı başarmıştım ama her zaman daha fazlasını istiyordu.Ve bu beni gerçekten yormuştu.

En zoru bundan sonrası artık.Nasıl biri olacağım şimdi?Babamın istediği biri gibi mi olacağım yoksa gördüğü biri gibi mi?




Mutlaka Dinlemelisiniz! #2


Sürekli aynı müzikleri dinlemekten sıkılmışsınızdır.O yüzden postumun ikinci bölümünü yayınlıyorum.Dinlediğim müzikler en azından sizlere bir fikir versin diye.




Yakın zamanda dinlediklerim;


-Bobby-Holup (Hip Hop)

-Mino-Body (Slow-Hip Hop)

-3 Doors Down Boyce Avenue Cover-Here Without You (Slow)

-Skylar Grey feat.Big Sean-Back From The Dead (Slow-Hip Hop-R&B)

-Exo-Moon Lovers Ost (Slow)

-Taeyang-1AM (Slow-R&B)



1 Ay Öncesine Dayananlar;


-Pera-Sensiz Ben (Slow)

-TNK-Unutmam Seni (Slow)

-Boy Epic-Wicked (Slow)

-Skylar Grey-I Know You (Slow)

-Wonder Girls-Why So Lonely (Slow-R&B)

-Hyuna-How is This? (Hip Hop)

-FT Island-You Dont Know My Feelings (Slow)



Umarım tarzına uygun bir şeyler bulabilirsiniz.Yazının üçüncü bölümü için buraya tıklayabilirsiniz.Eğer sizin de önerileriniz varsa ben de birkaç farklı müziğe hayır demem :D

-

-

11 Eylül 2016 Pazar

Wattpad Hikayeleri


Benim arkadaş deli gibi hikayeler okurdu.''Nereden okuyorsun?'' diye sorduğumda,''Wattpad diye bir uygulama var oradan.'' demişti.

Sıkıntıdan patladığım bir gün aklıma geldi.''Neymiş bakayım bu?'' dedim.Önce basılmış kitapların online olarak yayınlandığı bir uygulama sanmıştım çünkü kitapçıda gördüğüm kitapların çoğunu görmüştüm uygulamada.Mantıksızdı tabii.Satılan kitaptan para kazanıyorsun ama bedava olarak bir uygulama da bütün kitabı yayınlıyorsun.

Kendi kendime çözdüm.Herkesin istediği gibi hikaye yazabildiği bir uygulamaymış.Bazıları ise kitap bile olabiliyormuş.

Her türden hikayeler var.Korku,romantizm,mizah,paranormal...ve uzayıp gidiyor.

Çoğunlukla romantizm ve mizah türlerini okudum ama hiçbirinin sonunu getirmedim çünkü hepsi bir süreden sonra aynı halkanın etrafında ilerlemeye devam etti.

Ve genelde ergen hikayeleriydi.

Klasikleşmiş betimlemelerden oluşuyordu çoğu.Erkeğimiz spor salonundan çıkmış gibi kaslıdır (halbuki daha 18 yaşındadır),büyük bir şirketin varisidir,ailesiyle sorunları vardır,herkese her istediğini emreder fakat kimse laf edemez,bulduğu kız ise o kadar kız arasından en çirkef ve en samimi (!) olanıdır.

Bazılarına sırf gülmek için okumaya devam etsem de bir süre sonra onun için bile katlanamadım.

Ama beni kendine bağlamış iki hikaye oldu.Bunlardan biri kitap oluyor zaten.İsmi Soğuk-Kar Tanesi.Daha tamamlanmadan kitap olması kararlaştırıldı o yüzden her şey havada kaldı ama satın almaya değer bir kitap olduğunu düşünüyorum.

Diğeri ise Sessiz.Daha yarısına bile gelmedim ama çok beğendim.Bütün klişelerden uzak tutulmuş,kurgusu mükemmel bir hikaye.Eğer Wattpad kullanıyorsanız mutlaka okumanızı tavsiye ederim (tamamlandı merak etmeyin :)

Siz Wattpad hakkında ne düşünüyorsunuz?

Kuzenim Nişanlandı!



Evet,bugün kuzenimin nişanından döndük.Nişan 5 dakikalık bir iş olsa da sonrası baya bir sancılı.Çocuklar oraya buraya gidip el öpmekten ne bir şey yiyebildi,ne de içebildiler.

En son biz kadınların oturduğu odaya geldiler de Allah'tan,önlerine bir tabak yiyecek bir şeyler konuldu.Tabii kuzenimin istediği çay 45 dakika sonra gibi kısa (!) bir süre içinde gelse de,saatler sonra boğazlarından bir iki lokma bir şeyler geçti.

Biz erkek tarafıydık.

Nişanı kız tarafı yapsa da ellerinde kutu kutu hediyeler ve yiyeceklerle giren taraf yine bizdik.Geleneklere tam hakim değilim ama düğünü zaten biz yapacağız,niye artı olarak nişana da bir şeyler götürüyoruz?Düğünden sonra zaten züğürte döneceğiz.Abartmanın manası ne?

Erkeğe saati verildi,kıza takıları.Dualar okundu,nişan kesildi sohbet muhabbet edildi.Fakat gelin bir de bana sorun.Hiç sevmem zaten böyle kasıntı ortamları.Eğer kuzenim falan olmasa saniyesinde terk ederdim orayı.Hatta hiç gelmezdim,daha az acı çekerdim.

Bütün hanımlar şıkır şıkırdı.Ben o kadar abartmamıştım ama 'Aaa,keşke böyle yapsaymışım.' da demedim.Halimden gayet memnundum.



En uzun fasıl fotoğraf faslıydı.Tamam fotoğraf çekinmek iyidir,güzeldir ama niye biz ayaklandığımız sıra çekinesiniz geliyor?

Fotoğraf çekinmekten nefret ediyorum.Özellikle böyle özel günlerde.Baya zorladılar fakat girmedim kadraja.Hep çeken taraf oldum.Ta ki son fotoğrafa kadar.''SeRa,bu fotoğrafta sen de çıkıyorsun ona göre!'' dedi kuzenim.Cıkcıklayıp kendimi yerlere atsam da zorla çekindim tabii.Kuzen sonuçta.Boru değil.


Baktığım fotoğraf ise her zamanki gibi.Yav kardeş,ben fotojenik değilim diyorum,anlatamıyorum kimseye.Sonra herkes yanımda tatliş tatliş çıkarken ben sanki geçen bir tren var,ona bakıyorum gibi bir görüntü çıkıyor ortaya.

Genç kızsın tabii.Seni o ortamda rahat bırakırlar mı?

'Kızım sen nişanlı mısın?'

'Bu güzellikle açıkta kalmazsın bak.Şimdiden vedalaş ailenle haha.'

'Benim bir oğlan var ama...'


Yani istemeden düşünmedim değil.Ben şimdiye kadar kimseyle ciddi bir şekilde ilgilenmedim.Karşıma öyle biri de çıkmadı.Zaten planlarım Everest'i aşar,eğer evlenirsem hiçbirini yapamam zaten.Ama olacak eninde sonunda.

Gelin kıza baktım,çökmüş valla.Yüzünde tek bir gülümseme görmedim nişan bitene kadar.Ağzına bir iki bir şey attı,anca öyle tebessüm etti.Yani ben bu kadar şeye katlanabilir miydim acaba?Ya da benim takım nasıl bir takı olurdu?Ya da elbisem?Uzun mu olurdu,kısa mı?Saçlarım?Topuz yapmazdım zaten.Peki nişanlım?O nasıl giyinirdi?Yani belli ne giyineceği de ne renk olurdu?Falan fişman.

Arada kurcaladı aklımı böyle düşünceler.Kendim de biraz garipsedim çünkü şuana kadar hiç böyle şeyler düşünmemiştim.

Alacağım damat,sana sesleniyorum!Nişanı yaparken aynı hediyelerden ben de istiyorum ona göre!

8 Eylül 2016 Perşembe

Steel Cold Winter Konusu-Film Yorumu


Bir psikoloji-gerilim filmiyle karşınızdayız.Gerilim kısmının çok doğru olduğunu düşünmesem de psikoloji kısmının fazlasıyla içinize işlediği bir filmdi.

Oyuncularımız Heartstrings'deki ukala kızımızla (Kim Yoon Hye)



Love Rain'deki tatliş oğlanımız.(Kim Si Hoo)




Filmimizin Konusu:Kim Si Hoo'nun ailesi Si Hoo'yu daha rahat edebilmesi için köy okuluna göndermiştir.Kim Yoon Hye ise bu köyde adı çıkmış bir kızdır.Dedikodulara göre kız her şeyi bildiğini iddia etmektedir ve babasıyla birliktedir.Babası ise bir akıl hastasıdır.Park Si Hoo okula geldiğinde Seul'den geldiği için popüler çocuk muamalesi görür fakat önün gözü tek bir kişiye takılmıştır.Her gün kesintisiz bir şekilde paten yapan Kim Yoon Hye'ye.


Film hakkındaki yorumlarım;

  • Film psikolojik gerilim olması sebebiyle tam dozunda ilerledi.Ne çok yavaş ne çok hızlıydı.
  • Daha ilk saniyesinde bana çığlık attıran bir bölümle devam eden gizemler silsilesi vardı.Gizem olmazsa olmaz tabii ama filmin sonunda en azından birinin cevabını alabilmemiz gerekiyordu.
  • Çözülemeyen gizemlere ek olarak,karakterlerin belli bir çizgide yürümüyor oluşu kafamda birçok soru işareti bıraktı.
  • Az da olsa erotizm içerikliydi.Abartılmamıştı,hiç yok da sayılmamıştı.
  • Oyunculukları beğendim.Özellikle iki çaylak başrol güzel iş çıkarmışlardı.
  • Kanlı sahneler fazlasıyla sahiciydi.
  • Kar teması klasik psikolojik filmi klişelerinden olsa da beğendiğim kısımlardan biri olmayı başardı.
  • Bir köy ortamına göre teknoloji biraz fazla ilerideydi.
  • Film 1 saat 50 dakika.1 saat 35 dakika boyunca film müthiş bir tempoyla ilerledi.Fakat son 15 dakikası filmin çöp olmasına yetti de arttı bile.
  • Bunlara rağmen filmin yine de izlenmesi taraftarıyım.Senaryo birkaç yönden kusurlu olsa da olayın işlenişi,zaman ve mekan gereğinden fazla özenliydi.O yüzden bence izlemelisiniz derim.
Eğer filmi izlerseniz mutlaka buraya uğrayıp spoiler kısmını tekrar okuyun ve bana yorumlarınızla bir açıklamada bulunun.

Eğer filmi izledi iseniz,sizi aşağı bölüme alalım :D


Not:Bu bölümden sonrası spoiler içerir!


  • Filmin kafamda bıraktığı birçok soru işareti var.Bir karakteri bile kafamda doğru düzgün bir kalıba sokamadım.
  • Fark ettiniz mi bilmiyorum ama iki karakterin birlikte olduğu sahnenin başlangıcında kız oğlanın kafasını göğüsüne yaslıyordu.Aynı şeyi babasını öldürmeden önce de yapmıştı.Bu bana kızın seks bağımlısı olabileceği ihtimalini düşündürdü.
  • Diyeceksiniz tecavüze uğrarken karşı koyuyordu.İşte o da başka bir soru işareti.
  • Son 15 dakikadan ben sadece şunu anlayabildim.Oğlan kız kaydıkça yerde kanlar görüyordu.Bence oğlan ya şizofrendi ya da arkadaşını patenle öldürmüştü.
  • Eee oğlan birini öldürmüşse nasıl masummuşcasına kızı gidip polise ihbar edebildi?Kızdan kısa bir anlığına da olsa ürkebildi?Önce ürktü,sonra niye birden bağlanıverdi?Bu çocuk gerçekten birini öldürmüş müydü?Öldürmemişse o adamların canlarını nasıl o soğukkanlıkla alabildi?Sanırım onu da anlayamamışım :D


  • En merak ettiğim kısım ise kızın neden en çok paten kaymayı sevdiğiydi.Babasının öğrettiğini söylemişti fakat muhtemelen babası kıza tecavüz ediyordu.Hatta seks bağımlısı ihtimalinden yola çıkarak kızın babasıyla olmak isteyebileceğini bile düşünmüştüm.
  • Filmin son cümlesi neydi Allah aşkına? ''Burası orası mı?Burası daha sıcakmış?'' falan.Aklıma uçmağa gittikleri de geldi,birbirleriyle seviştikleri de.Zaten son anda buz çatladı.İçine mi düştüler ne yaptılar?Fakat son anda hala kaymaya devam ediyorlardı.Yani senarist bey,hiçbir şeyi çözümlemeyip seyirciyi mal gibi boş ekrana bakarken bırakıyorsun,üstüne de bi' son dakika golü atayım da bunlar iyice kafayı yesin diyorsun.
  • Çoğu şeyi tahmin etmiştim aslında.Tahmin edemediğim tek şey muhtarın tecavüzcü Coşkun olduğuydu.
  • Kız babası tutuklandığında ''Çişin geldi mi?'' falan diye bir şey sormuştu.Adam sonra uçtu gitti.Ertesi gün öldü.Yani kız bunu ne amaçla yaptı?Eğer kurtulmak istiyorsa tuvalete göndermeyebilirdi.Eğer sevdiği için kurtardıysa da sonradan odasına niye bıçakla girdi?Beyin error!
  • Küçük bir ayrıntıydı gene,fark etmemiş olabilirsiniz.Kız elinde bıçağıyla odaya girerken,girdiği oda kendi odasıydı.O zaman babası bu kıza tecavüz ediyordu o yüzden babası bu odadaydı ve odaya bıçakla girdi.Ama babasında da öyle bir tip yoktu.Bir yandan da babası filmin başında sapık diye ilan edilmişti.Olabilirdi yani.Yani tam bir kısmı çözdüm sandım sonrası gene boşluk :(
  • O bebek kimdendi acaba?Eğer muhtardan olsaydı oğlan bu kızla birlikte olurken kızın önceden biriyle olduğunu anlardı ve bir tepki verirdi.Aslında tepki vermeyedebilirdi.Ama vermesi daha mantıklı olmaz mıydı?Benim dediğimde laf yani.Bu filmde ne mantıklı ki bu mantıklı olacak sanki!
  • Ulan senarist,ulan senarist!Bari babanın kolu nerede onu söyleyeydin be Allahsız!
  • Oğlan son zaman telefonla birini aramıştı.Kimdi acaba?
  • Ben size filmde anladığım tek kısmı söyleyeyim,çocukların kaçarken cebindeki parayı nereden buldukları.Şükür ki onu söyleme nezaketini gösterdiler.
  • O domuz seslerini de anlamadım.Ben başta üç harfli sesi falan sanıp gözlerimi kapatsam da sonradan anladık çocuğun deli gibi o sesleri duyduğunu.Ama neden?Bu da başka bir soru işareti tabii (gene).
  • Yani elektirikler falan gitseydi de son 15 dakikayı izlemeseydim,ben bu filmi severdim arkadaş.Ama nasıl başardılarsa son dakika filmin içine etmeyi başarmışlar.Ama izlediğime de pişman değilim.Sırf oyunculuklar için bile izlenebilirdi.

Bir filmi de izledik hayırlısıyla.Aslında benim için pek de hayırlı olmadı.Kafamda oluşan sorularla ettiğim küfürler ahirette canımı baya bir yakacak,biliyorum.Ee siz de izleyin siz de günahkar olun :P

K-Magazin'den Kesitler #1




Aslında birçok konuda yazmak istiyordum fakat hiçbirini kafamda toparlayamıyordum.Halihazırda bekleyen taslaklarım var ama bir türlü bir araya getiremiyorum.Ne yazsam? diye kara kara düşünürken hepimizin duymaktan keyif aldığı Kore hakkındaki magazin haberlerinden haftalık ya da günlük kesitler halinde toparlayıp sizlere sunmayı planladım.


1)Bobby'nin Solo Çıkışı



Bence bugünün en önemli olayı Bobby'in solo şarkısı Holup'un yayınlanması.Ben bu yazıyı yazarken arka planımda bu şarkı çalıyor hatta :D

Şarkı hip-hop şarkısı zaten.Çok da eğlenceli.Yani kapıdan kimsenin girmeyeceğinden emin olsam salon ortasında dans bile edeceğim (bir de dans edebilmek lazım tabii :)

Aynı zamanda sevindirici bir olay çünkü Bobby yeteneğiyle bunu sonuna kadar hak ediyordu.



2)Red Velvet Russian Roullette Dönüşü



Şarkıyı beğenmedim.SM'in klasik kız grupları şarkısından farksız.Ki ben o mini mini kız triplerine giren kız gruplarını da sevmiyorum.Benim tarzım 4minute tarzı kötü kız grupları.

Şarkı 5 ülkenin iTunes listesinde birinci sıraya oturmuş.Valla anlamıyorum kardeş,anlamıyorum!



3)Jang Geuk Suk Endleess Summer Klibi



Jang Geuk Suk'un Japonca single'ı Endless Summer'ın kesiti 7 Eylül'de yayımlandı.

Tam sürüm 14 Eylül'de yayınlanacakmış.Bu adamın sesini seviyorum ama Japonca'yı sevmiyorum,ne yapayım :(

14 Eylül'de aynı zamanda Goin' Crazy adlı diğer single'ı da yayınlanacakmış.


4)Song Mino Body Geri Dönüşü



Bobby'den sonra önemle beklenen ikinci geri dönüş Mino'nun dönüşüydü.

Şarkının ismi Body.

Klibi izleyeyim diye arama motoruna yazdım.Klipten çok reactionlar çıktı Allah'ıma kitabıma.Hatta klibi bulamadım ve bir reaction videosuyla aynı anda izledim ^^ (bu da benim serseri serbest stilim)

Klip kötü çocuk klibi ve birazda sapığımsı :D O nasıl bir toparlamadır anlayamadım ama klipte cidden bir ön plana çıkan erotizm söz konusu.Beklemediğim bir klipti açıkçası.(isim aslında bir ön uyarı vermiş de biz anlayamamışız)

Fakat şarkıyı sevdim.Tam Song Mino tarzı bir şarkıydı.



4)[5-6 Eylül] Dizi Reytingleri



Hayal kırıklığına uğradım.Çünkü Moon Lovers üçüncü sıraya gerilemiş.

Valla içimdeki oppa hayranı bir taraf Nasıl olur ya?! diye isyan etmek istese de hak etmiş olduğunu üzüntüyle söylüyorum.Çünkü şu ana kadar beklentilerimi karşılayamadı.Ama hala en birinci dizim :D

Birinci sırada geçen haftanın da birincisi Moonlight Drawn By Clouds var.İkincisi sırayı ise Monster dolduruyor.


5)Joo Won'un Askerlik Görevi



Joo Won'un askerlik görevini başta polis olarak yapması istenmişti.

Fakat Joo Won bu kararından vazgeçmiş ve yıl sonunda askere gidecekmiş.Bir oppamızı daha kaybediyoruz.Gelin sarılalım :(

Joo Won'dan 3 yıl sonunda bir Song Joong Ki dönüşü bekliyorum.Umarım hayal kırıklığına uğramam.



6)Koreli Olmayan İlk K-Pop Grubu



Bu ne saçmalıktır biri bana açıklasın Allah aşkına!

Bu kadar gereksiz bir şarkı ve klibi K-Pop adı altında ilk defa dinliyorum.

Dinlemedim de zaten.Dayanamadım,kapattım yarısında.

Grubun adı EXP.New York kökenli K-Pop grubu.Kendilerini kanıtlamak için Kore'ye doğru yola koyulmuşlar.

Kardeş,ne var da neyi kanıtlayacaksınız?



Bugünlük bu kadar dedikodu yeter.Herkese iyi günler!



Not:Bazı bilgiler Korezin'den alıntıdır.