28 Ağustos 2016 Pazar

Miracle in Cell No.7 Konusu-Film Yorumu


Şu afişi görende,komedi filmi falan izleyecek sanır.Kore film sektörünün en büyük yanlışlarından biri de bu.Arkadaş dram filminin afişini,niye çok eğleneceğin bir film afişi gibi gösteriyorsun insana?

Evet,filmimiz bir dram filmi.Filme çok yazık ettiğimi düşünüyorum çünkü evde tek başına izlenmesi gereken bu filmi,iş yerimde arkadaşlarımla birlikte izledim.Eğer bunu evde sakin kafayla izlemiş olsaydım ve sürekli duraklatmasaydım,salya sümük ağlar ve filmin etkisinden iki üç gün kurtulamazdım.Fakat benim bu çok çalışan beynim (!),bu filmi iş yerinde o kadar eciş-fıcışın içinde izlemeyi uygun gördü maalesef.

Başrol oyuncularımız Ryu Seung Ryong ve Park Shin Hye.Ki ben afişteki tatlı mı tatlı minik bebeşi de başrolden sayıyorum;Kal So Won.



Bu bey size bir yerden tanıdık geldi mi?Personal Taste'deki gay müdürümüzdü.Hani Lee Min Ho'ya aşık olan :) Baya kafa patlattım hatırlamak için.Aslında küçük bir araştırma da yetebilirmiş ama neyse...

Oyunculuklardan ve filmin işleyişinden aşağıda ayrıntılı olarak bahsedeceğiz fakat önce filmin konusundan bahsedelim.

Filmin Konusu:Ryu Seung Ryong,zihinsel engelli bir babadır.Bir takım olaylar baş göstermiş ve hapse girmiştir.Kızı ise babasının aksine çok zeki bir kızdır.Babasının hapiste olduğunu öğrenen kızımız,bir şekilde içeriye girmeyi başarır.Bakalım bundan sonra olaylar nasıl baş gösterecektir?


Film hakkındaki yorumlarım;


  • Park Shin Hye filmde pek gözükmese de oyunculuğunu zirveye taşıdığını bize net bir şekilde kanıtlamış oldu.
  • Babamız Ryu Seung Ryong'a sanki benim babam olmasını istermiş gibi bağlandım.Oyunculuğu ise uzun süre akıllardan silinmeyecek düzeydeydi.
  • Film biraz hapishane temalı olduğu için bana Esaretin Bedeli filmini hatırlattı.Ki uzaktan yakından alakası yok.Hatırlatmasının tek nedeni;yaratılan kasvetli ortamda,sizi kendine çeken bir şeylerin olması.
  • Minik bebiş Kal So Won,buradan sana sesleniyorum.Hayranlarının arasına bir fazlası daha eklendi,haberin olsun!
  • Kal So Won'un oyunculuğuna ayrı bir parantez açmak isterim.Bebeğim,sen daha bacak kadar çocuksun.Niye böylesine içten ağlayıp bizi bağlıyorsun kendine bu yaşta,hı?
  • Film fazla dolaylıydı.Zaten ana fikri direkt aktaran filmleri hiçbir zaman sevmedim ama film kafamda bir iki soru işareti de bırakmadı değil
  • Film aynı hint filmleri gibi çok yavaş ilerliyor ama bir dakikasında bile sıkılmadım.
  • Hapishane arkadaşları yaratıcı bir beynin ürünüydü.Biraz iyi biraz kötü ama hepsi vicdanlı...
  • Film izlendikten sonra ikinci bir kez bir daha izlenmeli diye düşünüyorum.Çünkü bi' geçmiş bi' gelecek derken birçok ayrıntıyı gözden kaçırabiliyorsunuz.
  • Güvenlik şefimiz beni kendine bağlayan oyunculardan bir diğeri.Karizmasıyla da aynı zamanda.Hayallerimde Burak Özçivit'le yarıştırıyorum,o kadar yani :)


Özetle,filmdeki her detay göz kamaştırıcıydı.Aynı zamanda üzücü.Kendini uzun süre unutturmayacak fedakar ve düşünceli bir baba.Babasını her koşulda seven minik bir kız.Bir baba-kız sevgisine kendini feda eden düşünceli arkadaşlar grubu.İzlemediğiniz her an pişman olacağınız,devleşmiş bir yapıt.Ee ne duruyorsunuz?Hemen izleyin hemen :)

27 Ağustos 2016 Cumartesi

Sassy,Go Go Konusu-Dizi Yorumu


Uzun bir aradan sonra geri döndüm sevgili arkadaşlarım.Şu iki ay içinde başıma gelenler,pişmiş tavuğun başına gelmedi.Baya olaylar atlattım anlayacağınız :=) O yüzden en çok sevdiğim aktivitimden (blog yazmaktan yani) uzak kaldım fakat telafi etmeye çalışacağım.

Sıkıntıdan,önceden izlediğim dizileri tekrardan izledim.Bazılarını yarım bıraktım bazılarının sonunu zar zor getirdim (neden böyle bir şey yaptığım konusunda hala en ufak bir fikrim bulunmamaktadır :) .Sonra yeni diziler ve filmler izledim.Açılışı da Sassy Go Go ile yapayım dedim.


Dizimizin konusuna gelirsek,belirgin bir konusu yok.Gençlik dizisi zaten.Komedi,romantizm,Koreli gençlerin klasik dramları.Hepsinden var.

Belli bir noktada toplamak gerekirse;Kang Yeon Do ve arkadaşlarının Real King adlı müzik grubu vardır.Bazı sebeplerden dolayı grup kaldırılır.Ve olaylar bunun etrafından ilerlemeye başlar.

Başrol oyuncularımız A-Pink'ten Eun Ji ve Lee Won Geun.






Eun Ji'yi Reply 1997'de izlemiştim.Oradaki aksanı beni deli etmişti o yüzden diziyi bırakmıştım.Fakat burada çok tatlıydı.

Başrol erkeğimizi ise ilk defa bu dizide izledim ve çok beğendim.Afişte biraz garip çıkmış fakat diziyi izlerseniz yanaklarını mıncırmak isteyeceksiniz.Ben en çok gülüşüne hasta oldum,o ayrı :)

Her gençlik dizisinin olmazsa olmazı:ikinci adam.


İkinci adam,başrol erkeğimizin en yakın arkadaşı.Biraz da agresif bir tip.Klişeden bir nebze arındırılmış biri yani :) Bildiğiniz üzere gençlik dizilerindeki ikinci adam genelde kızın en yakın arkadaşı olur.Yaptığı iyilikleri bi' sevdiği kız görmez..Bu karakterin böyle olmaması beni sevindiren küçük bir detaydı.

Ve ergen dizilerimizin olmazsa olmazlarından bir diğeri:bad girl.Genelde notları için deliren biri olur bu tip.Bu dizide de farklı değildi.


Allah'ı var kız çok güzel oynamış.İlk defa burada izledim bu kızı.Geleceği parlak bir gencimiz maşallah.Tü tü tü tü :)


Dizi hakkındaki yorumlarım;

  • High School Love On'dan sonra uzun zamandır izlediğim ilk gençlik dizisiydi.Beklediğim farklı bir şeyler yoktu tabii.Bildiğimiz Kore gençlik dizileri gibiydi.
  • Bence dizinin kendini izlettiren yanı erkek başrol.Gülüşüne bayıldığımı söylemiş miydim?
  • Dizi 12 bölüm olması sebebiyle sizi çok sıkmıyor.Bu sebeple de rahatlıkla tavsiye edebilirim.
  • Klişelere rağmen her karakter çok özeldi.Herkes kötü değildi fakat iyilik meleği de değildi (eun ji hariç).
  • Sır gibi gösterilen fakat tahmin edebileceğiniz düzeyde birkaç gizem vardı.Bunlar da dizide izlettirici etkenlerden bir tanesiydi.
  • Gene gençlik dizisi,gene sevilen sayılan bir sınıf öğretmeni.Bu dizide olmazsa olur mu hiç? Tabii ki vardı.
  • Doğrusunu söylemek gerekirse ben bunu yarıda bırakırım kafasıyla başlamıştım diziye.Fakat uzun zamandır ilk defa,sonuna kadar izlemek istedim bir diziyi.Ki bu ergen dizilerinde hiç olmamış bir şeydi benim için.
  • 16 bölüm olsaydı sıkardı diye düşünüyorum.O yüzden tam kararında tutulmuş her şey.
  • Hep ikinci adam taraftarı olan ben,burada bir istisnayla karşılaştım.Evet doğru bildiniz.Uzun zamandan sonra birinci adamı tuttum (ne uzun zamanmış arkadaş dediğinizi duyar gibiyim :)


Sonuç olarak ben diziyi beğendim.Bence izleme listenizde üst sıralara çekmelisiniz.Diziyi izleyen kesim,siz ne düşünüyorsunuz?

25 Temmuz 2016 Pazartesi

Fedailerin Kalesi:Alamut-Kitap Yorumu


Mersin'deki sokak kitapçısının ısrarlarıyla aldığım bir kitaptı Alamut.Kitap ucuzdu,benim de param vardı,düşünmeden aldım hemen.Stok yaptım çünkü şehre gidince bu kadar ucuza alamayacağımı biliyordum.

Kitabın konusu Hasan Sabbah.Yani Haşhaşiler zamanından bahseden tarihi bir roman.Zevkle okuduğum ilk tarihi roman diyebilirim.

Başta benimseyemedim kitabı.Çöller,develer falan deyince aman,dedim,bu kitap bitmez.Fakat aksine hiç Arap coğrafyası çözümlemelerine yer vermemiş.Sadece Haşhaşiler,Hasan Sabbah ve onun psikopatik düşünceleri ve Büyük Selçuklu Devleti'nden söz edilmiş.

Eğer Hasan Sabbah ve Haşhaşilere dair bir şey bilmiyorsanız,araştırmadan okumanızı öneririm.Çünkü olay akışını bilmediğiniz bir romanı okumak,romanı daha zevkli bir hale getirecektir.

1900'lü yılların başında yazılmış bu roman.Hatta yasaklandığı dönemler olmuş.İlk gerçekçi baskı 1960'lı yıllarda Wladimir Bartol öldükten sonra yapılmış ve roman ondan sonra rağbet görmeye başlamış.

Kitap hakkında yapabileceğim fazla bir yorum yok.Beğenmediğim yönü yoktu,beğendiklerim ise çok fazlaydı.Çok fazla ayrıntıya girip sizi sıkmam istemem.O yüzden bu yaz zamanında vakit geçirmek için önerebileceğim güzel kitaplardan bir tanesi.Umarım beğenirsiniz...







Bugünlerde Gençlerin Ortak Sorunu:Hangi Üniversite?




Lys sonuçlarının açıklanmasıyla bütün gençleri aynı sorun sardı:Hangi üniversiteye gitmeliyim?Kendimce dört gruba ayırdım bu gençleri;

1)Puanı iyi gelmiş nereye gideceğini bilemeyenler
2)Hedefi belli olan fakat puanı kötü gelenler
3)Puanı iyi gelip gideceği yerde belli olanlar fakat ailesiyle ortak bir noktada birleşemeyenler
4)Puanı kötü gelip 'Seneye inşallah.' kafasına girenler


Ben bu dönemi atlattım Allah'tan.O yüzden gençlerimize sabır ve hayır diliyorum bu konuda.Bana göre yukarıdaki maddelerden en tehlikelisi madde 3.Bizzat halamla yaşıyorum hatta.Yani halam yaşıyor ben seyirci kalıyorum.Bir kuzenim var ilk dokuz binde,psikoloji okumak istiyor fakat eniştemle anlaşamadı.Diğeri ise sıralamayı ilk on bin de bekliyordu hedefi İtü'ydü fakat ilk yirmi beş bin de geldi sıralama.Şaşırmakla beraber çok da sinirlendi haliyle.


Psikoloji okumak isteyen kuzenim Sedef,İstanbul'a gitmek istiyor fakat eniştem İstanbul'a göndermek istemiyor.Eniştem İzmir'e git diyor,bunu da kuzenim istemiyor.Hayal kırıklığına uğrayan Yalın'da İstanbul'a gitmek istiyor.Ama orada gideceği üniversite iyi değil.Ona da İzmir'e ya da Ankara'ya git deniyor,bu istemiyor.Çok iyi burs imkanı olan üniversiteler var,onu da eniştem istemiyor;biraz da ırkçı davranış sergileyerek.Ne olacak bilmiyorum.


Şimdi Allah'tan yönlendirenler var.Babamgilin zamanı daha kötüymüş.Adam tıpı kazanacak puan almış fakat Ziraat Mühendisliği okumuş.Diğer halam desen öylesine.İlk tercih yapılırmış o zamanlar,daha sınava girmeden.Halam da kendine güvenip Dokuz Eylül Tıp,Hacettepe Tıp yazınca gelmemiş haliyle.'Halbuki bir Konya ya da Eskişehir yazsaydım gelirdi mutlaka ama hırsımın kurbanı oldum.' der halam.Hırstan ziyade bilgisizlik.En önemlisi eğitim şartları.Puan almadan tercih yapmak nedir Allah aşkına?


Gençler,fazla stres altındasınız,ne deseniz haklısınız.Ama benim sizlere tavsiyem önceliği ne ailenize verin ne de kendi isteklerinize.Önceliği gelecekteki çıkarlarınıza göre vermeye çalışın.'Hangisi seçersem daha çok avantaj arz eder benim için?' Bu fikirden yola çıkarak düşüncelerinizi şekillendirin.Şimdiden hepinize başarılar :)

23 Temmuz 2016 Cumartesi

N'olur AyrılaIım:Yok Böyle Bir Dizi!


Yok böyle bir dizi dediğime bakmayın.Bunun çevirisi:'Yok böyle bir oğlan! '.Kiraz Mevsimi'nde yardımcı oyuncu olarak oynamıştı adamımız. Potansiyeli tam on ikiden yakalamışlar.


Dizimizin kısaca konusu:Ulaş'ın kötü bir ünü vardır:Ayrıldığı her kız,sonrasında kısmetine kavuşmaktadır.Turgay Atalay, bir reklam şirketinin yapımcısıdır.Bu olay Turgay'ın dikkatini fazlasıyla çeker.Ajansındaki oyunculardan birini Ulaş'a yaklaştırmak isteyerek bir program yapmayı amaçlamaktadır. 


Dizinin konusu bir filmden alıntı.Fragmanlarını çok saçma bulduğumu itiraf etmeliyim.Fragmanından yola çıkarak hayal ettiğim konusu da bir o kadar antipatikti.Dün dizinin ikinci bölümünü tesadüfi bir şekilde izlemem ile bu durum tamamen değişti.Beni izlemeye teşvik eden baş aktördü zaten, bu vesileyle diziden de hoşlanmış oldum. 




Yaz dizisi olduğu için kısa sürecek maalesef, diyeceğimi sanıyorsanız yanılıyorsunuz.Yüzde bir milyon ihtimalle dizinin suyu çıkartacaklar.Ama o zamana kadar takipteyim.Eğer izlemiyorsanız vakit kaybetmeden başlayın derim :)



22 Temmuz 2016 Cuma

Korkularımız Nelere Kâdir?


Bu dünyada hepimizin korktuğu, tiksindiği ya da görmeye dayanamadığı bir şey vardır mutlaka. Ben böceklere dayanamam mesela.Ama 'Ayyy!Böcek var! değil.'Anneaaaa!Böceggghhh varggghh!'Yerde ise çıkıyorsun bir yerlere ama uçuyorsa?Korktuğumu bilirler gibi takip ederler üstelik.


Ablam attan,deveden,hatta aslandan bile ürkmez (yetkili birinin kontrolünde sevmişliği bile var) fakat yılanlardan çok korkar.'Yılanı nerede görecek sanki?' diyeceksiniz.Bunun korkusu (belki de tiksintisi) çok aşırı seviyelerde.Yılanın fotoğrafını görmesi yetiyor.Yüzü binbir şekle bürünüyor.Şakasını yapayım derken dayak yemişliğim bile vardır küçükken. 


Annem ise merdivenlerden korkar (çok garip olduğunun farkındayım).Ama arkasında çok trajik bir olay yatıyor aslında. Küçükken çok basamaklı bir merdivenden yuvarlanmış.Uzun bir süre yoğun bakımda kalmış. Hatta ayak bileğinde o zamandan kalan küçük bir iz bile var. 'Eeee? Annen hiç mi merdiven çıkmıyor? ' Çıkıyor ama yanında biri varsa. Yalnız ise kesinlikle çıkamıyor. 


Bazıları dalga geçilebilecek kadar saçma ve komik.Bunları isteyerek seçmedik hiçbirimiz.Ama üstüne giderek yenebiliriz belki (bir defa denedim çok da iyi sonuçlanmadı).


Peki sizin fobileriniz neler?

19 Temmuz 2016 Salı

Adam Fawer'ın Yeni Kitabı OZ


D&R girdiğimde görmemle almamın bir olduğu bir kitap Oz.Neden?Çünkü Adam Fawer'ın kitabıydı.Hayran olduğum Olasılıksız'ın yazarı Adam Fawer'ın.

Olasılıksızın kurgusu hayal edilemez nitelikteydi.IQ'su Einstein seviyesinde olmayan birinin bu kitabı yazması mümkün değil bana göre.Fakat Adam Fawer tarz değişikliğine mi gitmek istedi ne oldu bilinmez Oz'u yazmaya karar vermiş.Oz,beklediğimden çok daha farklı bir kurguya sahip.En azından Adam Fawer'dan beklediğim kurgudan.

Kurgu farklı olsa da yazarın üslubu Olasılıksız'dakiyle aynıydı.

Oz büyücüsünden esinlenerek yazılmış fabl tarzında fantastik bir kitap.Gerçek Oz hikayesini okumadığım için hikayeyle benzerliğini karşılaştıramayacağım.

Hikaye fabl tarzında lakin bazı betimlemeler midenizi bulandırabilecek cinsten.

Sayfa 117'ye geldiğimde olaylar çözülmeye başlamamıştı bile.Aksine meraklandırıcı düzeyde ilerlemeye devam etti.180.sayfadan sonra ise olaylar heyecanlı bir hal almaya başladı.Bu da demektir ki kitabın tadını çıkarmak için sıkıcı ilk yarısına katlanmak zorundasınız.

Kitabın önsözü beni çok duygulandırdı.Yazar,Olasılıksız'ın Abd'de pek rağbet görmezken Türkiye'de şaşırtıcı düzeyde satış rekorları kırmasından dolayı mutluluğunu ifade etmiş.Bu kitap nasıl beğenilmez ki?Aklım almıyor doğrusu.

Benim tavsiyem;Eğer Olasılıksız gibi bir kitap bekliyorsanız çok yanılıyorsunuz.Bendeki kanı öyleydi bu yüzden müthiş bir hayal kırıklığına uğradım.Yani kitapçıya gidip paranızı harcamaya değecek türden bir kitap değil.Ama biri size hediye ederse mutlaka okumalısınız.

Benim kitap hakkındaki analizlerim bunlar.Siz okudunuz mu?Okuduysanız neler düşünüyorsunuz?


16 Temmuz 2016 Cumartesi

Milletimizin Başı Sağolsun!


Bu ülke yıllarca akıllardan çıkmayacak bir olay yaşadı dün gece.2016 yılında,çocuklarımız daha darbe nedir bilmezken,Tsk hükümete el koymaya çalıştı.Siyasi açıdan tartışılacak birçok yönü var bu konunun lakin benim asıl üzüntüm birçok askerimin,polisimin,halkımın hunharca katledilmesi.Bu ülkenin tek dayanağı olan milli güçlerin birbirine düşürülmeye çalışılması.Olayın en acı tarafı ise,buna rağmen halkımızın bilinçsizce askerimizin üzerine gidişidir.18-20 yaşındaki sadece emir eri olan,ana kucağından asker ocağına daha yeni adımını atmış küçük askerlerimize yapılan bu işkence niye?

Böyle bir ülkede yaşadığım için Allah'a şükrediyorum.Oğullarını böyle vicdanlı ve merhametli olarak yetiştiren analarla gurur duyuyorum.Hangi ülke polisi yapardı bunu?Kim o askerlere böyle merhametli davranırdı?O diyalog hiçbir zaman aklımdan çıkmayacak:'Oğlum affet,dövme oğlanı!' 'Ne dövmesi teyzeciğim sarılıyorum ben ona!Kardeşim o benim!'Siz unutabilir misiniz?O tankın içinden çıkmaya çalışıp halk tarafından linç edilen askere çevik kuvvet polisinin sarılarak onu oradan çıkarmaya çalıştığını?

Bizi birbirimize düşürmeye çalıştılar.Fakat herkes gördü bu halkın taklit edilemez cesaretini.Askerin-polisin birbiriyle nasıl kardeş kalabildiğini.Türk her yerde Türktür!Bunu kimse değiştiremez!Geleceğin nesli olarak bizlerde her zaman aynı kalalım.Bizim birbirimizden başka kimsemiz yok çünkü.

Not:Şehitlerimizin anısına 2 gün paylaşım yapmayacağım.

14 Temmuz 2016 Perşembe

Shrek:Çocukluğumuzun Animasyonu


Çok eski zamanın bir filmidir Shrek.Aynı zamanda her kesim tarafından da sevdirmiştir kendini.Türkiye'de 2001 yılında vizyona girdi.Aslen bir masaldan uyarlanan animasyonun bir Oscar ödülü bile var.

En son çekilen Shrek filmi Shrek 5:Mutlu Yıllar.Tabii bu filmde olayın suyu çıkartılmış.Çok tutan bir film olunca uzat uzatabildiğin kadar.Benim en sevdiğim Shrek filmi ise Shrek 2'dir.Hala şu zaman bile bıkmadan usanmadan açar izlerim.Bu serinin kendini bana diğer filmlerinden daha çok sevdirmesi müzikleri olabilir pek'ala.Her müziği ayrı güzeldi.Özellikle 'O Benim Dünyam'.En sevdiğim sahnesi ise Shrek'in büyük kurabiye ve diğerleriyle saraya girmeye çalıştığı sahneydi.

Küçükken babam Vcd Player almıştı.Herkeste yoktu o zamanlar.Nadirdi sayısı.Bana da her zaman animasyon filmlerini kiralardı.Bende bu gavur icadını (babannemin tabiriyle) çözünce,sürekli açar açar izlerdim.Özellikle Aslan Kral,Charlie'nin Çikolata Fabrikası ve Shrek en çok sevdiğim filmlerdi.

Babam filmi kiralayınca geri vermek zorunda kalırdı haliyle.Bende yalvarırdım:'Babaaaaaa!Lütfen filmlerimi verme!' İşe yaramazdı tabii.Ben ağlayarak kendini acındıran çocuklardan da değildim.Olamadım daha doğrusu,çünkü babam izin vermezdi.'SeRa çocuk gibi ağlama karşımda!' O zamanlar ki yaşım göz önüne alınırsa ya ben aptalmışım ya da babamdan çok fazla tırsarmışım.

Bazı insanlarda şu anlayış var:'Sen çocuk musun da animasyon filmlerini izliyorsun?' Yetişkin sıfatına sahip olmak çizgi film izlememize engelmiş de benim mi haberim yok.Arada bir içindeki çocuğu çıkarmak iyi değil midir?Kendini bize alıştıran bu sevimsiz dünyadan kısa bir süre olsun uzaklaşmak çocukluk mu oluyor şimdi?Fakat artık bu laflara aldırmıyorum.Yeri gelir,aksiyon filmi izlerim yeri gelir aşk yeri gelir animasyon.

Peki sizin çocukluğunuzun animasyonu hangisiydi?




13 Temmuz 2016 Çarşamba

Dertsiz Bir Gün Verin Bana!


Ne güzel olurdu değil mi?Dertsiz,tasasız bir gün geçirmek.Hiçbir sıkıntı yaşamadan,güle oynaya eğlenmek.Zorluklara göğüs germeden hayatını sürdürebilmek.

İsyan ediyoruz bazen.'Allah'ım!Neden benim başıma bunlar geliyor!'Peygamber sabrı yok ki bütün sıkıntıları söylenmeden atlatabilelim.Neler neler yapıldı Peygamberimize.Deve leşi mi dersin,aç-susuz kalmak mı dersin yoksa suikast mi?O peygamberdi,diyorsunuz.Haklısınız da.Bizde onun sabrı yok belki fakat kapalı tutabileceğimiz bir ağzımız var.Allah'tan yardım dileyebileceğimiz aklımız-fikrimiz var.Sıkıntılarımızı paylaşabileceğimiz kimselerimiz var.

Düşünüyorum Allah bize hiç sıkıntı vermeseydi ne olurdu,diye.Sıkıntılar,güçlükler verilmeseydi biz olmazdık ki.Hepimiz bir olurduk.Yer,içer,eğlenirdik.Hiçbir şeyin sorumluluğunu almadan sürdürür giderdik hayatı.Gösterdiğimiz sevginin karşılığını alamayınca acı çekmezdik,geceler boyu ağlamazdık.Babam bana niye tokat vurdu diye kırılmazdık,isyan etmezdik.Ben bugün ne yaptım da bu çocuk bana davrandı diye kafa patlatmazdık.Bayram ziyaretine gitmediğimiz annemizin gönlünü almak için sürprizler yapmaya yeltenmezdik.

Her şeyi böyle sıralayınca ne de güzel hissettik değil mi?Fakat bir şeyleri eksik hissettik sanki.Annenin gönlünü alamamanın hayal kırıklığı mı?Karşılığını alamadığın sevginin hüznü mü?Yanlış yaptığın hareketin sorumsuzluğu mu?Ya da isyan edemediğin için oluşan öfke patlaması mı?Biz buyuz işte.Bağırırırız ama özür dileriz.İsyan ederiz ama affederiz.Yanlışlama oluşan bir durumu öteki gün gün yüzüne çıkarmaya çalışırız.Biz insanız çünkü.

Budur insan olmak.Bir gün çaresizliğin dibinde, diğer gün tutkunun zirvesinde.Değiştiremeyiz.Peki siz,değiştirmek ister miydiniz?

12 Temmuz 2016 Salı

Umut Vaat Eden K-Pop Grupları

K-Pop,son yıllarda başarılarını zirveye taşımaya başlamış Güney Kore müzik akımına verilen isim.Güney Kore müzik şirketleri bireysel performanstan çok şarkıcı grupları çıkarmayı daha çok seviyor.Tabii bu gruplara katılmak o kadar da kolay değil.İlk önce binlerce kişi arasından seçilmelisiniz.4-5 yıl arası bir staj dönemi geçirmelisiniz.Ardından yüzlerce stajyer arasından seçilip bir gruba dahil edilmelisiniz.Ve bu uzayıp gider...

K-Pop gruplarının ömrü 10 yıl kadar.Şirketler grup üyeleriyle uzun soluklu anlaşmalar imzalamayı tercih ediyor.Kız gruplarının ömrü bu kadar uzun değil tabii.Erkekler bu kulvarda daha çok rağbet görüyor.

Gelgelelim şu zamanda Bigbang gibi globalleşebilecek birkaç K-Pop grubu var.Haydi gelin onlara hep birlikte bir göz atalım;

1)BTS (Bangtan Boys)




JYP'nin eğlence amacıyla açtığı yan şirket Big Hit'in erkek grubu Bts.

Grup isminin anlamı ne kadar saçma olsa da (Kurşungeçirmezler),şu ara yükselişe geçen erkek gruplarından bir tanesi.'Mükemmel' olarak da anılıyorlar çünkü çıkış yaptıkları ilk zamanda bile sanki çaylak değil yılların grubu gibi performans sergiliyorlardı.

Çıkışlarını 2013 yılında No More Dream ile yaptılar.Bts şarkıları içinde sevmediğim tek şarkı belki de.Aynı yıl içinde 6 kez Yılın Çaylağı olarak ödüle layık görüldüler.

Grubun en büyüğü 1992'li (Jin), en küçüğü 1997 doğumlu (Joongkook).Evet,bende duyduğumda çok şaşırmıştım.Hatta Dope klibini izlerseniz aslında 97'li gibi durmadığını anlarsınız.

Sizlere tavsiye edebileceğim birkaç Bts şarkısı:
-Fire (2016)
-Dope (2015)
-Danger (2014)
-War of Hormone (2014)
-Just One Day (2014)
-Boy in Love (2014)
-N.O (2013)


2)GOT7



Son yıllarda kendini ön plana çıkarmayı başarabilmiş bir diğer JYP grubu;Got7.Grup üyeleri Hong Kong,Amerika,Tayland,Çin ve Kore gibi karma ülkelerden seçilmiş.Bana göre bu bir artı değil.Üyeler içinde Korece bilenler az ve bu birbirleriyle iletişimi çok daha zor bir hale getiriyor.Arada Tv programlarında denk geliyorum,bazı üyeler Korece'ye özgü şakaları anlayamadığı için sürekli alaya alınıyor.

Grup 7 üyeden oluşsa da başta 5 üye ile çıkış yapılması planlanıyordu.Çıkışlarını ise 2014 yılında Girls Girls Girls yaptılar.

Asıl başarılarını 2015 yılında yayınlanan Just Right şarkısıyla gösterdiler.Bu şarkı ile Bilboard Dünya Dijital Şarkılar listesinde 2 hafta boyunca ilk üçte kalmayı başardılar.

Grubun lideri Jaebum (JB) Dream High 2 dizisinde başrolü oynamıştır.

Bu grubun benim sevdiğim iki şarkısı var:Just Right ve If You Do.Just Right'ın klibini mutlaka izlemelisiniz.Çok tatliş bir klip olmuş.


3)INFINITE



Wooliment Entertainment'ın erkek grubu.Çıkışlarını 2010 yılında yapmış olsalarda benim gözümde yeni yeni yükselişe geçtiler.

Çıkışlarını Come Back Again şarkısı ile yaptılar.Çok da dinlenesi bir müzik değil,o yüzden hiç kendinizi yorup 'Neymiş bakalım bu?' demeyin.

Nam Woo Hyun ve Lee Seung Yeol'u High School Love On dizisinden tanıyoruz.Senaristler sonlara doğru biraz sapıtsa da gene de izlenebilecek güzel bir dizi.

Grup 7 üyeden oluşuyor.En büyük üye 1989 doğumlu aynı zamanda grubun lideri olan Kim Sung Kyu.

7 üyenin yedisi de mükemmel dans ediyor.Aralarında müthiş bir senkronizasyon var.Özellikle Btd adlı şarkılarında 'Scorpion Dance' (Akrep Dansı) olarak adlandırılan bir dans var ki kimse yapmayı başaramıyor.Klipte tam görülmüyor,merak ederseniz live videolarına bakabilirsiniz.

Infinite ile ilgili Y'tube'da Türkçe altyazılı Rookie King videoları var.15 bölümden oluşuyor.Hem Infinite'i tanımak hem de zaman geçirmek için izlenebilir.

Tavsiye edebileceğim Infinite şarkıları;
-Bad (2015)
-Dilemma (2015)
-Back (2014)
-Paradise (2011)


4)WINNER

 

YG,Bigbang'den sonra çıkaracağı ilk erkek grubu için stajerlerini A ve B takımı olarak ayırdı.Yapılan halk oylamasıyla kazanan A Takımı oldu ve Winner ismini almaya hak kazandı.

Grup çıkışını 2013 yılında Empty şarkısıyla gerçekleştirdi.

Grup 5 üyeden oluşuyor.Grubun en büyük üyesi 1991,en küçük üyesi 1994 doğumlu.

YG'den çıkış yapan grup olmaya hak kazanmak için A ve B takımının verdiği mücadeleler Who is Next:Win adlı programda gösteriliyor.Türkçe çevirisi de var aynı zamanda.Ben de izlemedim fakat boş bir zamanda izlemeye çalışacağım.

Tavsiye edebileceğim Winner şarkıları Empty,Colors ve I am Young.I am Young şarkısının klibini izlemenizi özellikle tavsiye ediyorum.Maknae Taehyun'un performansını zirveye taşıdığı mükemmel bir video.


5)IKON



Yukarıda YG'nin bir trolleme yaparak stajyerleri A ve B takımına ayırdığından bahsettik.Merak ettiniz değil mi B takımı kimdi diye.İşte kazanamayan B takımı.

Chanwoo'nun da gruba katılmasıyla 7 kişi olarak 2015 yılında çıkışlarını yaptılar.

Grubun çıkış şarkısı My Type.Bu şarkı hariç diğer bütün şarkılarını sevdiğim bir grup.Hem de en çaylak grup olmalarına rağmen.

Grubun en büyük üyesi 1994 doğumlu Kim Jin Hwan,en küçük üyesi ise 1998 doğumlu Chanwoo.BOF ve The Heirs dizilerinde Lee Min Ho'nun küçüklüğünü canlandırmıştır aynı zamanda.

Tavsiye edebileceğim Ikon şarkıları;Rhythm Ta ve Apology.




Bu velede ayrı bir parantez açmak istiyorum.Çocukta GD'nin geleceği var resmen.Marjinal bir kişiliği var ve bu marjinallik zorlama bir marjinallik değil(çok marjinalli bir cümle oldu ^^).Ikon'un ana rapper'ı.Amerika'dan gelmiş.Korece adı Kim Ji Won,sahne adı Bobby.Show Me The Money 3 kazananı aynı zamanda.Kabul etmek istemesemde küçükten bir hayranlık besliyor olabilirim.

Dipnot:Ikon üyeleri B.I ve Bobby'nin katıldığı Running Man bölümünü mutlaka izlemelisiniz.

Sizin bu gruplar hakkındaki düşünceleriniz neler?






11 Temmuz 2016 Pazartesi

Dayımlar Gelmiş!


Bayramdan birkaç gün önce Eskişehir'den dayımlar geldi.Hepsini çok severim lakin 'Aaa!Gelmişler mi?Çok sevindim.' diyemedim.Nedeni ise dayımgille yıllardan beri bir türlü samimi olamayışımız.

Allah razı olsun,dayım her zaman sorar,'Harçlığın var mı,bir şeye ihtiyacın var mı?' diye.Fakat şu geçen 10 sene boyunca,samimi bir şekilde muhabbet etmişliğimiz yoktur.Beni istemeden kasıntı bir kibarlığa iter sürekli.Sanki ben iyi bir aile terbiyesinden yoksunmuşum gibi. 'Aptal bu ya!' 'Aptal mı?SeRa,hiç yakışıyor mu böyle kelimeler sana.' Dayıcığım,şu yaşa gelmişim,neyin iyi neyin kötü olduğunu az çok biliyorum.Bırak da bazı şeylere kendim karar verebileyim.

Yengem ve kuzenim paylaşmayı hiç sevemedi şu zamana kadar.Bir eşyayı ödünç almak istediğimde binbir yüz ifadesiyle karşılaşırım.Zevk duydukları en büyük aktivite ise;insanların zayıflıklarını sürekli alaya almak...

İkisi birlikte bir mağazaya girer,o giysiyi denerler,bu maskeyi alırlar fakat benimle hiçbir şeye bakmazlar.Sadece benimle değil kimseyle bakmazlar.Kısmi bir egoistlik söz konusu benliklerinde.

Dayımla herhangi bir konuda muhabbete girişiriz.Birden muhabbetin ortasında çekip gider.Karakter meselesi belki de.Ancak benim hoşuma gitmiyor bu tip davranışlar.

Belki bencillik ediyorum ya da yanlış bir kanıdayım,bilemeyeceğim.Ama ben ailem dediğim kişilerle samimi olmak isterim.Zorunlu bir kibarlığın olmadığı ortamda doyasıya muhabbet etmek isterim.Umarım bu dileğimi gerçekleştirmek bir gün nasip olur.